Sabriye Yabancı

Sabriye Yabancı
@Dembudem
Dil ve üslup kişliğin aynasıdır. Üslubu beyan aynıyla insandır. Sorma kişinin aslını sohbetinden bellidir.
İlginç
Acı biberin.... doğal tedavi yöntemi olarak kullanımı çok eskilere Koca Karia devletine kadar uzanır.Hani şu koca karı ilaçları diye bir tabir var ya işte o koca karı ilaçları dediğiniz ilaçların hepsi Koca Karia devletinin tıp alanındaki uzmanlığından geriye kalan, günümüze kadar ulaşan kalıntılardan başka bir şey değildir.
Sayfa 97 - Fenomen kitaplar·Kitabı okudu
Sağlık
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·117 syf.··
2017 203. kitabı
İnsanların kıymeti illa ki ölünce mi anlaşılmalı? Sevdiklerimize yeterince özen gösterebiliyor, onlara sevgimizi hissettirebiliyor muyuz acaba? Yazar babası hayattayken yazmış kitabını ve farklı kişilerin bakış açısıyla zenginleştirilmiş kitap. Özellikle gençlerin okumasını tavsiye ediyorum.
Uçan Halı BabamAhmet Şerif İzgören · İzgören Yayınları · 2007467 okunma

Sabriye Yabancı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·117 syf.··
2017 203. kitabı
Ahmet Şerif İzgören
8.2/10 · 467 okunma
Bu kısa, ama koca hayatı gözden geçirince bir şey fark ettim. Aslında yaptığımız şey halı dokumak. Attığımız her adım. Yaptığımız her iyilik, her kötülük birer ilmek. Unutulur gider sanıyoruz. Oysa halının üzerine işleniyor. Halı bittiğinde bakıyoruz üstüne, her şey görünüyor. Doğrular, yanlışlar, hatalar, sevaplar. Bir de kimimiz kilim dokuyoruz, kimimiz ipek halılar. Kiminde büyük emek var; kimi makine halısı gibi, pek bedavadan, özensiz yapılmış. Tek yaptığımız halı dokumak. Ancak bitince görürsünüz dokuduğunuz halı güzel mi, temiz mi. Başkalarına yarayacak mı? Yoksa kullan ve at mı olacak. Bu halıların yüzlerce yıllık olanı, sonsuza kadar yaşayacak olanları var. Leonardo Da Vinci’nin, Piri Reis’in halıları gibi. Babamınki belki yüzlerce yıl yaşamayacak. Ama bu kadar güzel dokunmuş, üstü bu kadar insani desenlerle bezeli, bir de bu kadar güzel kokan çok az halı gördüm ben. (e-pup 145)
İzgören yay.·Kitabı okudu
Kırlangıçları hep çok sevdim. Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarıda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar. Anne birinci yavruya yem veriyor, birazdan baba gelip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye. İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar: ADALET. Akşama doğru sudan çıktım, baktım yuvaya siyah bir kedi yaklaşmış. O ufacık ana baba canhıraş bir şekilde dalıp, çıkıp kediyi uzağa kadar kovaladılar: CESARET. Otel sahibi şunları anlattı: Bahar başlarında göçten döndüklerinde yuvanın bulunduğu bölümün kapalı olduğunu görünce, resepsiyon görevlisinin kaldığı odaya girip çıkıp onu uyandırmışlar; sonra da resepsiyona uçup kepenkleri kaldırtmışlar: AKIL. Sabah su içmek için fıskiyenin üzerinde dolaşıp çığlıklar atıyorlardı, ta ki fıskiye açılana kadar: İLETİŞİM. Yuvalarını öyle bir yaparlar ki yıllarca dayanır: KALİTE. Yazları sıcak ülkelere göç ederler: YENİLİK. Onların yaptığı yuva, diğer kuşların saman çöplerini üst üste koyarak yaptığı dingildik yuvalara hiç benzemez. Benzer bir yuva yapabilen başka kuş yoktur: FARKLILIK. Hiç kırlangıçları bir yerde pineklerken hatırlıyor musunuz? Devamlı uçarlar: ÇALIŞKANLIK. İnanılmaz hızlıdırlar, su zerresini havada yakalarlar: HIZ. Binlerce mil uzaktan hep aynı yuvaya dönerler. Ömürlerinin sonuna kadar yuvalarına bağlıdırlar: YURT SEVGİSİ. Kırlangıçları hep çok sevdim. Ahmet Şerif İzgören ( e-pup)