Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.
Çünkü sadece geriye doğru dönüp baktığımızda her şey açıkça görülür ve bu yüzden hayatı ‘keşke’lerle doldururuz. Gelgelelim şimdide yaşayanların körlüğü…
İlgilenilmek… benimsenmek, sevilmek; yani varlığının kabul edilişi! İhtiyar’a göre ‘diksürüngenler için en önemli şey… bu demektir ki, en evrensel ve en enayi zaaf! Bol bol yararlanmalı bundan.’