Bir bulut başını almış gidiyor Hacı Bektaş Veli'nin bir geyiği sevişi gibi. Beyaz...
Yalın... Düz... Tam önümdeki yaprak öbeğine ışık vuruyor. Hissettiğim neşe daha da büyüyor. Öyle sevinçli bir hava ki dünyaya yayılan o neşe içerisinde ben sadece yaprakların üstünde oynaşan ışıklara bakıyorum. Oradan yeşil taze bir müzik yayılıyor içime. Güneşin ortasına atılmış gibi hissediyorum kendimi. Anlatılamaz bir neşeye boğuluyorum. Ne olursa olsun, hepimizin hayatta sık sık olmasa bile yaprak yaprak büyüyen bir neşeye ihtiyacı vardır…
Falih Rıfkı'nın hiç anlayamadığı, Afganlıy, Sudanlıy, Seylanlıyı, Buhârâlıyı, Mağripliyi, Senegâlliyi, Anadoluluyu yurtlarından koparıp çölün cehennemine sürükleyen sevg-nin mahiyetidir. Mukaddes topraklara yapılan seyahati anlamından soyarak Medine'de parasız kalan müminleri sefil dilenciler olarak gören Falih Rıfka'nın, onları "hayme-i Ley-lấ"ya koşan gözü yaşlı, kara sevdalı Mecnun'lar olarak gören
Âkif'i sevmesi ve anlaması mümkün değildi.
Daha okula başladığım ilk günden beden eğitimi öğretmenimden dayak yemiştim. Arsızın tekiymişim güya. Bu ögretmen, okula giriş mülakatında "Baban vefat edince pek çalışamadın tabii, değil mi?" deyip anlayış gösteren kişinín ta kendisi olduğu için, aşırı incitmişti beni. Sonrasında da pek çok öğretmenden gerek sırıttım diye gerek esnedim diye pek çok sebepten dayak yemiş, cezalandırılmıştım, Öğretmenler odasında nasıl hayvan gibi esnedigimin dedikodusunu bile yapıyorlarmış. Ne de lüzumsuz şeyler konuşuyorlardı.
"Geçen yaz, fizikçi David Bohm'un Bilim, Düzen ve Yaratıcılık (Science, Order and Creativity) isimli kitabını okudum.
Şempanzelere boya vermişler ve onların başka hiçbir şey yapmadan hatta yemek yemeyi bile unutarak yalnızca resim yaptıklarını keşfetmişler. Nefret edilen kelime 'yaratıcılığın' akışını bozan tek şey, resim yaptıkları için onları ödüllendirmeye başlamaları olmuş. Şöhretin insanlara ne yaptığını hayatımda defalarca gördüm…”
-Hedda Sterne
“Asosyal değilim, mahremiyeti severim.” Joseph K.
“Bir gün zaten yapacağım’larla kendimi kandırmış olmanın acısı yerine seçimlerinden memnun olmanın verdiği tarifsiz hafiflik vardı içimde.”