Beni boydan boya kaplayan bir nehirdir zaman, ama o nehir de ben’im; zaman beni mahveden kaplandır, ama o kaplan da ben’im; beni tüketen ateştir zaman, ama o ateş de ben’im. Ne yazık ki dünya gerçek; ben de ne yazık ki, Borges’im.”
Ben sizden de değilim, diğerlerinden de. Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. Ben hâlâ şiir okuyanlardanım.
"Allah'ım ben sana çok uzun zaman önce, eğer badminton oyuncusu ya da yazar olamazsam postacı olup sabahın köründe işe başlamak zorunda kalmayayım diye dua etmemiş miydim?"
Görünen o ki Tanrı bana istediğimin tam tersini vermişti. Dualarımızın ve dualarımızın cevaplarının yağmurlu mevsimden farkı yoktur. Yapabileceğiniz tek şey tahminde bulunmaktır. Tanrı'nın takdiri bilinmez, önermelere ya da teoremlere uymaz.
İşte buradayım. Devlet İstatistik Bürosundan insanlar; benim gibileri kamu sektöründe çalışan, günde 2100 kaloriden daha az tüketen ve açlık sınırının yakınındaki kişiler olarak tanımlar.
Hayat arkadaşım yoksulluk. Yoksul bir bebektim, yoksul bir çocuktum, yoksul bir ergendim ve şimdi de yoksul bir yetişkinim. Her gün duş almak gibi yoksulluğa alışmıştım.
Nüfus bilgilerim: tek başına yaşayan, yok sayılan, günde on saat çalışan ve yirmi-otuz yaş aralığında. Ama psikolojik kimliğim: umutsuzca ilgi görmeye çalışan yalnız bir adam. Pazarlamacılar benim gibileri saç yağı ürünleri, boy uzatma tabletleri, saç dökülmesine karşı ürünler, korseler, kötü koku giderici deodorantlar ve herhangi bir öz güven arttırıcı ürünlerin hedef kitlelerinin parçası sayarlardı. Dünyanın umurunda değildim. Ülke beni sadece posta şirketindeki dokuz basamaklı işçi numaramdan tanıyordu: 967275337.