Selman kurnaz

Öndekiler
Niçin Müslüman halklar, sömürgecilikten kurtulmuş olmalarına rağmen, tarihin yönlendirici, yaratıcı öznesi değilde nesnesi olarak kalıyorlar? Niçin tarihi liderlik/önderlik örneği vermiyorlar? Çünkü bu kanun, bu şeriat, tarihin ilk yüzyıllarından itibaren canlı gelişimi içinde durdurulmuş, çarpıtılmıştır. Çünkü Kur’an ölülerin gözleriyle okunmaktadır. Kur’an’ın sonsuz vahyinden hareketle, kendi çağlarının sorunlarını çözme dehası göstermiş olan o eski büyük, fakat günümüzden çok uzaklarda kalmış insanların gözüyle… Oysa biz kendi çağımızın problemlerini onların formüllerini tekrarlamakla yetinerek değil, ancak onların metotlarından ilham alarak halledebiliriz. Kaynaklara dönüş demek, gözlerini geçmişe dikip hep geçmişe bakarak, geleceğe geri geri giderek girmek değildir! Aksine, kaynaklara dönüş, yaşayan kaynağı ve İslam’ın ilk yüzyıllarının yaratıcı dinamizmini bulmak demektir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Milli ve yerli Türkiye
Bir toplum, faaliyetine yön vermek için, artık mutlak (ilahi) değerleri kabul etmekten vaz geçer geçmez, geriye kuvvetli olma, bolca yararlanma ve hızla büyüme arzularının kamçıladığı çarpışmalar ve çatışmalardan başka bir şey kalmaz!
Sayfa 38·Kitabı okudu
Akıllılık
Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez
Sayfa 235·Kitabı okudu
Savaş
Mal üretiminin kısıtlayarak halk kitlelerinin yoksulluğunu sürdürmek de yeterli bir çözüm değildi. Kapitalizmin son aşamasına geldiği, kabaca 1920 ve 1940 yılları arasında büyük ölçüde böyle oldu. Bir çok ülkenin ekonomisi durgunluğa bırakıldı, topraklar ekilmedi, yeni makine yatırımları yapılmadı, halkın geniş kesimleri çalıştırılmadı ve yarı aç yarı tok, devlet yardımına terk edildi. Ama bu da askeri bakımdan güçsüz düşmesine yol açtı ve getirdiği yoksulluklar açıkça gereksiz olduğundan, muhalefeti kaçınılmaz kıldı. Sorun, dünyanın gerçek zenginliğini arttırmadan sanayinin çarklarının nasıl döndürüleceğiydi. Üretimin sürdürülmesi, ama ürünlerin dağıtılmaması gerekiyordu. Uygulamada bunu gerçekleştirmenin tek yolu da, savaşın sürekli kılınmasıydı. Savaşın asıl yaptığı, yok etmektir; ama ille de insanları yok etmesi gerekmez, insan emeğinin ürünlerini de yok eder. Savaş, halk kitlelerinin fazlasıyla rahata erdirecek, dolayısıyla uzun sürede kafalarının fazlasıyla çalışmasını sağlayacak araç gereç ve denetimi paramparça etmenin, stratosfere yollamanın ya da denizin dibine göndermenin bir yoludur. Savaşta kullanılan silahlar yok edilmese bile, silah yapımı, tüketilebilecek herhangi bir şey üretmeksizin işgücünü kullanmanın uygun bir yoludur. Sözgelimi, bir Yüzen Kale’de, birkaç yüz şilebin yapımında kullanabilecek emek yatar. Sonunda, kimseye somut bir yarar sağlamadan sökülüp hurdaya çıkarılır ve yeniden büyük emekler harcanarak yeni bir Yüzen Kale yapılır. Savaş uğraşı, ilki olarak, her zaman halkın basit gereksinimleri karşıladıktan sonra geriye kalabilecek üretim fazlasını tüketecek biçimde tasarlanır. Uygulamada, halkın gereksinimleri hiçbir zaman yeterince değerlendirilemediği için, sonunda zorunlu gereksinimlerin yarısı hep eksik kalır; ama bu bir avantaj
Sayfa 204·Kitabı okudu
kurtuluş
Kaynaklara dönmek, kuru âyin ve ibadetlere dönmek değil, aksine, hem mânevî hayatın, hem de kurtarıcı insanî faaliyetin mayasını oluşturan canlılar, yani İslam’ın doğuş yıllarının kusursuz canlılığını dönmektir. İşte ancak o zaman İslâm tekrar şahlanacaktır.
Sayfa 36·Kitabı okudu