Δες Τινα

Δες Τινα
-Kaybolacak güzel bir yer bulmak için geçtiğim her köprüyü yakıyorum..-
Hadi Ahlak Sarsalım - Cinsel Sağlık Üzerine Okuma Etkinliği
8/10
·304 syf.·
2022 19. kitabı
Gelin bir miktar yargı kıralım, seks – vajina – penis diyerek prim kasalım, ne var bu bilgileri okusak da sussak kimselere söylemeden içimize doğru bilgilensek? Ama sen konuşmazsan, ben konuşmazsam, o konuşmazsa nasıl aydınlanacak bu karanlık zihinler? Nasıl kendilerini keşfedecek kadınlar, erkekler? Affedersiniz, erkeklere açık bu sektör, o yüzden incelemem boyunca penise ve erkeklere evin dış direği muamelesi göstereceğim :D bu erkeklerin suçu diye değil, sadece kadınların kendi keşfi olması gerektiğini düşündüğüm için; daha doğrusu ‘öncelikle’ kendi keşifleri olmalı. İncelememde, seks – vajina – penis – mastürbasyon vs. diyeceğim, bu kelimelerin imledikleri nesnelerle her gün muhatap olup burada okuyunca duyar kasacaklar duyarlarını benden uzakta kassınlar, aksi halde ben onları duyar manyağı yaparım, bilgilerine.. :) Öte yandan bu inceleme aynı zamanda bir etkinlik incelemesidir, daha önce yapıldı mı bilmiyorum ama bu incelemeyi etkinliğe dönüştürme fikri geldi aklıma, genel olarak cinsellik ve kadın-erkek cinselliği üzerine yaptığım okumalarda bu fikir aklımdaydı, yani Cinsel Sağlık Üzerine Okuma Etkinliği, dolayısıyla sizleri bu etkinliğe davet ediyorum. İnceleme biterken önereceğim kitaplar dahil olmak üzere, siz de bildiğiniz ve önerdiğiniz kitaplarla bu inceleme etkinliğine katılabilirsiniz. Yorum kısmından bildirmeniz yeterli, ayrıca inceleme – alıntılarla da desteklerseniz bilinçlenme konusunda müthiş olur. İnceleme etkinliği süresi sınırsız. Ben ölene kadar açık arkadaşlar, ben öldükten sonra Dora ile devam edersiniz.. :D Küçüklükten itibaren durmadan kullanmak zorunda kaldığımız (dışkılama için) bir noktada orada olduğunu yadsıdığımız bir organımız var, cinsel organ. Cinsel organ çünkü cinsiyete özgü olarak değişiyor, erkeklerde bu penis iken kadınlarda
Sağlık
Vajina KılavuzuElizabeth Topp · Chiviyazıları Yayınevi · 2008124 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hiç intiharı düşündünüz mü?
10/10
·144 syf.·
2020 186. kitabı
Ben yetişkin olup da bu kelimenin anlamını bilen herkesin bu kelime üzerine mutlaka kısa da olsa düşündüğünü öne sürüyorum. Soruyu doğru anlayalım bu arada, intihar etmeyi düşünmekten söz etmiyorum, intihar kavramı üzerine düşünmekten söz ediyorum. Ölüme bakmaktan, onu düşlemekten ve onun bilinmezliğine düşünsel anlamda adım atmaktan bahsediyorum. Bu hayatta ''Herkesin ölüme bir bakışı vardır, ölüm gelir senin gözlerine bakar..'' Ben sıklıkla intiharı, ölümü düşünüyorum. Ölümlerimizi bekleyen ve ölmemek için, hayatta kalmak için direnen makineleriz bana göre. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir meslek, daha iyi bir vücut vs. Hepsi aslında ölmemek için edindiğimiz silahlar. Doğduğumuz yani yaşama adım attığımız andan itibaren ölmemek için silah topluyoruz. Bizi yetiştirenler de bu silahları bize öğretiyor, bakınız; ''Aman iyi bir mesleğin olsun'' - ''Aman iyi birisiyle evlen'' - ''Aman iyi bir üniversitede iyi bir bölüm oku'' - ''Aman şöyle beslen, şöyle spor yap.'' Biz de haldır huldur koşturuyoruz bu yaşamda, iyi bir vücut, iyi bir meslek, iyi bir eş, iyi dostlar, iyi yaşam için tabiri caizse yarış atı gibi oradan oraya savruluyoruz. Farkında mısınız, iyi kelimesinin yaşamakla bir bağlantısı var? Ölmek kelimesine de kötü kelimesi kalıyor. İyi ölümlerden sakınmak için kötü yaşamların kucağında intiharı düşlüyoruz. Yorulmuyor musunuz? Sonunda öleceğiniz bir yaşamı kıyasıya mücadele vererek yaşamaktan? Sonu belli olan bir filmi izlemekten sıkılmadınız mı? Mesela yorulmadınız mı cennet - cehennem geriliminde insan olmaya çalışmaktan? Hepimiz ayrı ayrı bakıyoruz ölüme ve bir gün gelip gözlerimize bakmasını bekliyoruz. Bu bekleyiş kemiğe dayanmış bir bıçak misali yakmıyor mu canınızı? Çözüm bulamadığınız adaletsizlikler mesela? Mendil satan 7-8 yaşlarındaki çocukların
Felsefe
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Biri hayatınızı kayıt altına alsın ister miydiniz?
10/10
·64 syf.·
2020 136. kitabı
(Hey hey Tanrı değil! :D) Yine sorularla dolu bir inceleme :) Atıldığımız (Dasein) şu dünyada büyük mücadeleler ile iyi kötü bir yaşamın içinde debelenirken, anılarımızla geçmişi, hayallerimizle geleceği elimizde tutuyoruz. ‘Şimdi’ ise hep bir akış halinde, ‘şimdi’ durmadan geçmişe ve geleceğe dönüşürken biz de 'şimdi’nin ‘anı kutularıyız’ işte.. Peki yaşamınızın belli bir bölümünde her yaptığınız eylemin, konuşmalarınızın, kaybettiklerinizin ve kazandıklarınızın tek tek kayıt altına alındığını, 'şimdi’nizin durmadan kendi içerisinde ‘şimdi’ kalmaya devam ettiğini varsayarsak ne hissederdiniz? Evet evet bu noktada rolünü oynadığınız senaryonuzu elinizde kitap haliyle tuttuğunuzu hayal ediyorsunuz :) Hatta kitabın son kısmında ‘’Ve senaryoyu eline alır’’ yazıyor. Önceden okusaydık bunların hiçbiri olmazdı ama neyse.. Kovačević hepimizin aslında içten içe önemli biri olma arzusunu gün yüzüne çıkarmış bu eserinde. Her birimiz birileri tarafından görülmek, önemsenmek, dikkate alınmak için çırpınmıyor muyuz? Eylemlerimiz genellikle sevilmeye, değer görmeye, kayda geçirilmeye yönelik değil mi? Birilerinin anılarında kayıt altına alınmak istemiyor muyuz? Örneğin yıllar sonra biriyle olan anınızın (hele de güzel bir anıysa) o kişi tarafından size hatırlatılması hoş bir haz vermiyor mu? Birbirimizin aklında kalabilmeye çalışırken unutulmak değil mi en büyük korkumuz? Unutulmamak için sığındığımız tek liman anıların gizli kuytusuyken, birisi çıkıp o anıları size ait tüm nesnelerle saklasa ve bir gün, hem de en bıktığınız, kendinize yabancılaştığınız, doğduğunuza lanet okuduğunuz bir gün, koca bir bavulla birlikte getirip önünüze serse ne düşünürsünüz? Yaşamınızın belirli bir kısmı orada, o bavulun içerisinde duruyor. Ağzınızdan çıkan her söz hikaye, her anlatı roman
1000Kitap
ProfesyonelDuşan Kovaçevic · Mitos Boyut Yayınları · 2004231 okunma
Kötü müsünüz? Soru biraz sert oldu..
9/10
·104 syf.·
2020 91. kitabı
İyi rolünün hakkını verir misiniz? :) Sorunun düzeltilmiş hali bu.. Kötülük probleminden bahsedeceğim biraz, evet evet tüm çağların en baş problemi olan kötülükten bahsediyorum.. Hani şu insanların üzerine kocaman bir 'değer dünyası' inşa ettikleri kötülükten.. Ne dünya ama! :) İnsan sormadan edemiyor, yarattığımız değer yargısı mıdır 'kötü' olan yoksa hakikaten şöyle dışarı baktığımızda öylece karşımızda durur mu kötülük? Peki ya 'iyi' nedir? Hani şu herkesin öve öve bitiremediği, üzerine methiyeler düzdüğü; tevazulu, merhametli, anlayışlı, kıymet bilir, dürüst, cesur, akıllı, 'hatta güzel' sıfatlarını yüklediği iyiden bahsediyorum. Bu sıfatlar olmadığı zaman bir insanda, burun çevirdiğimiz iyi'den bahsediyorum. Hepimiz yer yer bu 'iyi' maskelerini takmaz mıyız? Kısmen bir diyalektik aslında ve biz tüm bu değer yargılarını, tüm sınıflandırmaları iki sözcük üzerinden karakterimize yüklüyoruz, iki sözcükle yaşam kuruyoruz. Bu bizi ikiye bölmüyor mu? Kendinizi hiç bölünmüş hissetmiyor musunuz? Ya da çoğu zaman toplumun onaylamadığı bir davranışı, 'kötü'yü içinizde yaşatmıyor musunuz? Hadi ama kaçamak cevapların vakti değil, hangimiz birini ölesiye dövmek istemedi? Ya da hangimiz istediğinde ulaşamadığı bir şeyler için 'koşullar olsaydı da ulaşsaydım' diyerek koşullara lanet okumadı? Bir dakika, bu soruya hayır diyecekleri kınıyorum ama :D hangimiz sınav sorularını rüyasında görüp de tam not almak istemedi? Ah tamam ben de biliyorum herkes rüyasında görse rekabetin, kazanmanın bir anlamı kalmayacak ama herkesten 'bana ne..' Tam da bu noktada işte 'kötü' kavramı girdi hayatımıza. 'Bana ne' :) güzel bir cevaptır, ekseriyetle güzel bir öğüttür bu iki kelime. Egoizmin hoş bir yansıtılışıdır. Lakin bazen hoş olmuyor, hatta ölümlere sebebiyet veriyor. Başkasının ölümü
Felsefe
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
Eleştiri Komedyeni Wilde!
10/10
·104 syf.·
2020 83. kitabı
Böyle kitapları seviyorum, 'Nasıl kitapları be insan?' dediğinizi duyar gibiyim :D Böyle işte, eleştiriyi esprili bir şekilde ifade eden, sarkastik ve her şeyden önce de mesaj verebilen kitapları.. Aslında kitap özünde pek çok eleştiriye sahip, sınıfsal ayrımların yarattığı kimlik bunalımlarından tutun da kadın - erkek ilişkilerinin toplum nazarındaki sıkıntılı bakışına kadar türlü problemlere esprili bir üslup ile kısa kısa değinmiş. Wilde oyunu yazarken muhtemelen eleştirdiği her kısımda ufak bir kahkahaka patlatmış olmalı.. Özellikle Algernon karakterinin hayatın tüm ciddiyetine karşın alaycı yaklaşımı bana Wilde'ı anımsattı. ''Evleneceğim tutarsa bir gün, evlendiğimi unutmak olacak ilk işim..'' (Syf. 4 / Algernon) Benim de :D Her yazar kitabına kendini saklamaz mı aslında? Konusuna gelirsek, 3 perdeden oluşan bu oyun, evlenmek isteyen Jack'in kendi olabilme mücadelesinden söz ediyor. Kendi olabilme derken özsel karakterinden söz etmiyor aslında, toplumun istediği kişi olabilme mücadelesinden bahsediyor. Kendi olduğunda toplumda bir yere sahip olmadığı gibi evlenmek istediği kadının gözünde de bir değeri kalmıyor haliyle. Wilde oyununda, Jack karakterinin bebekken deri bir çanta içerisinde bırakıldığı bir tren istasyonundan, asil bir birey rolü takınarak, sevdiği kızla (Gwendolen) evlenebilmek için uydurduğu yalanların bir süre sonra doğru olmasının tesadüfiliğini anlatıyor.. Kitabın bu yanı da enteresandı, Jack yalan söyleyerek tasarladığı tüm şeylerin aslında doğru olduğunu fark ediyor. Açıkçası bu kısım bana biraz Türk filmi kıvamında geldi, ''Hayır evlenemezsiniz siz kardeşsiniz!'' / ''Ah şimdi fark ettik siz kardeş değilmişsiniz, hadi sonsuza kadar mutlu olun..'' gibi :D Zengin sınıfın yersiz eğlenceleri eleştirilirken paranın önemi yine esprili bir dil
İlişkiler
Maksat SamimiyetOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20181,646 okunma