Biraz şaşaladım. Fakat ne yapmalı, İttihat ve Terakki'de görüşmüş olduğum siviller, Cemal Bey'in yanında sekiz kat sarıklı hocalardı.
İşte Cemal Paşa'yı böyle bir kararsızlık havası içinde tanımıştım. Tevkifler, sürgünler, ip ve zindan çerçevesi içinde bana korkunç bir yeniçeri gibi görünen Cemal Bey'in kendisini velev biraz bu türlü ve karışık, fakat genç hareketlerle az çok ilgili görmek de büyük bir şeydi.
Biz bu kadarla doymağa ve kanmağa alışmıştık.
Çünkü o zamanki devrimci, kırmızı ve uzun Mısır fesini başı üstüne yakıştıracak kadar duygusuz ve donuk, prensiplerini en eski Osmanlı kafalarının kalıbında dökecek kadar şuur düşkünü idi.
1913'de bir Mustafa Kemâl, yüzyıl sonrası için bile hayaldi, fantazi romanlarında bile yeri yoktu.