Devrim demir

Devrim demir
@Devrimdemir59
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
Toplumun en büyük korkusu suçlular değildir. Toplumun en büyük korkusu dürüst insanlardır. Yabancı, bana bunu düşündüren kitaplardan biri oldu. Albert Camus bu romanda bir katili değil, aslında toplumun ikiyüzlülüğünü yargılıyor. Meursault annesinin cenazesinde ağlamaz. Toplumun beklediği gibi davranmaz. Acısını göstermez, rol yapmaz, kendini kandırmaz. İşte tam da bu yüzden herkes için bir “yabancı” haline gelir. Aslında kitap boyunca yargılanan şey işlenen cinayet değil gibidir. Yargılanan şey, bir insanın toplumun duygusal tiyatrosuna katılmayı reddetmesidir. Annesinin ölümünde ağlamayan bir insanı suçlu ilan etmek çok daha kolaydır. Nitekim mahkeme de tam olarak bunu yapar. İnsanlar gerçeği değil, görmek istedikleri duyguyu ararlar. Kitapta beni en çok etkileyen kısımlardan biri pederle yaptığı tartışmaydı. Orada Meursault’nun inatla gerçeğe tutunması, hayatı ve ölümü süslemeden kabul etmesi gerçekten çarpıcıydı. Bu kitap bana şunu düşündürdü: Toplum, yalanlarla uyum içinde yaşayan insanları sever. Ama gerçeği olduğu gibi kabul eden birini gördüğünde onu hemen yabancı ilan eder. Belki de Meursault’nun asıl suçu cinayet değildi. Belki de asıl suçu, yalan söylememekti.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam

Devrim demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 137bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 7. kitabı
“Anna Karenina bir aşk hikayesi değil. Bu, anlaşılmayan bir insanın yavaş yavaş yok oluşu. Anna’yı çoğu kişi yanlış anlıyor. O kıskanç değildi, görülmek istiyordu. Sevilmek değil, anlaşılmak istiyordu. Ve bunu bulamadığı için parçalandı. En acı olan ne biliyor musun? İnsan bazen en çok sevdiği kişinin yanında bile yalnız kalabiliyor. Bu kitabı farklı bir yayınevinden okudum ve açık söyleyeyim; bazı yerlerde resmen koptum. Buradan net bir uyarı: Bilinmedik yerlerden kitap almayın. Aynı kitap, kötü çeviriyle bambaşka (ve berbat) bir şeye dönüşebiliyor. Ama buna rağmen: Bu kitap tokat gibi. Rahatsız eder, düşündürür, hatta yer yer içini sıkar. Çünkü gerçek şu: Aşk yetmez. Anlaşılmadığın yerde hiçbir duygu seni kurtarmaz.”
1000Kitap
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma

Devrim demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 7. kitabı
Lev Tolstoy
8.5/10 · 55,4bin okunma
Okuyun...
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
José Saramago’nun Körlük adlı eseri, insanın sadece gözleriyle değil, vicdanıyla da görmesi gerektiğini yüzümüze sert bir şekilde çarpıyor. Kitapta anlatılan körlük, aslında fiziksel bir hastalıktan çok daha fazlası; toplumun zaten içinde barındırdığı ahlaki çöküşün görünür hale gelmesi. Hikâye ilerledikçe şunu fark ediyoruz: İnsanlar görme yetisini kaybettiklerinde değil, vicdanlarını kaybettiklerinde tehlikeli hale geliyor. Daha ilk günlerden itibaren güçlünün zayıfı ezdiği, insanların bir kap yemek uğruna onurlarını kaybettiği bir düzen kuruluyor. Bu durum, aslında körlükten önce de var olan karanlığın bir yansıması. Kitapta en dikkat çekici karakter ise doktorun karısı. Herkesin kör olduğu bir dünyada görebilen tek kişi olarak, adeta insanlığın son temsilcisi. Onun merhameti, cesareti ve gerektiğinde acımasız olabilmesi, insanın ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor. Özellikle yaşanan zulme karşı koyduğu an, kitabın kırılma noktalarından biri. Körlük, okuyucuya şu soruyu sorduruyor: Gerçekten görebiliyor muyuz, yoksa sadece baktığımızı mı sanıyoruz? Çünkü bu dünyada bakıp göremeyen milyonlarca insan var. Gerçekten görebilenler ise çok az. Sonuç olarak bu kitap, insanın doğasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, aynı zamanda küçük de olsa bir umut bırakıyor: Her karanlığın içinde, gerçekten görebilen birileri her zaman vardır.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,7bin okunma