Evet bir Sabahattin Ali efsanesi ile daha karşınızdayım. Etkisinde bırakan, kolay kolay hafızadan silinmeyen karakterleri olan bir muhteşem kitap daha. 1940'larda yaşanan olaylar, aslında çok fazla olay bulunmayan fakat etkileyici ve bir o kadar vurucu cümleleriyle sizi tesiri altına alacak bir eser. 20 yaşlarda birbirine vurulan, belkide vurulduğunu zanneden iki genç. Ve gençlerin de içinde bulunduğu dönemin kendini siyasetçi zanneden düşünürleri.
Ömer, özünde ne kadar iyi bir insan bile olsa etrafının etkisiyle çok çabuk fikir değiştirecek, çok çabuk bir kararla birinin fikrine, peşine takılacak bir insan. Bu yüzdendir belkide Macideyi tam anlamıyla kabul edemeyişi, kabul etse bile anlam veremeyişi.
Macide, saf, güzel daha 20sinde alımlı bir genç. Belkide bu zamana kadar aşk, sevgi nedir görüp bilmediği için, karşısına çıkan ilk insana güvendi, aşık olduğunu zannetti.
Sabahattin Ali bizlere diğer kitaplarında olduğu harika bir eser bırakmış. Ben de çook beğendim ve nacizane kendi fikirlerimle yorumumı bıraktım. Okuyanlara, okumak isteyenlere selam olsun! İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali
Evet nihayet yorumumla karşınızdayım. Öncelikle tekrar belirtmek isterim ki bu tarz kitapları okuyan birisi değilim fakat klasik kitapların arasına böyle bir gençlik romanı sıkıştırmak istedim kafa değişikliği olsun diye. Kitabın konusu; bir erkek ve bir kızın büyük bir aşkla başlayan hikayelerinin ardından başlarına gelen olaylar ve sonunda da mutlu son şeklinde biten yaşam öyküsü... Belkide ben bu tarz kitaplara karşı fazla önyargılıyımdır, bu yüzden linç yemek istemem sjdjxşdöc Kitabın sonunu başından tahmin etmiştim. Evet içinde olaya macera katmak için birkaç ilginç olayda yer alıyor tabiki. Onun dışında ben çok sevemedim. Ama bu tür kitaplar okumayı sevenler tabikide alıp şans verebilirler bu kitaba! ♡ Son Yıldız Sönene Kadar
Öncelikle kitabın konusuna değineyim. Bilmeyen pek yoktur diye düşünüyorum ama, Turgut ve Selim iki arkadaştır. Selim'in ölmesi üzerine Turgut bir araştırmaya başlıyor. Zamanında Selim'in hayatında bulunmuş Herkeste bir şekilde iletişime geçiyor ve bizlere de bu durum aktarılıyor.
•
•
Evet kitabı tek başıma, baya uzun bir solukta ve okumuş olmak için değil anlamak için okudum. Etrafımda gördüğüm onca tutunamayan insana ve açıkçası ben de yarım bırakırsam korkusuyla okudum. Öncelikle kitaba başlarken muhakkak kaleminiz yanınızda olsun, her cümlenin altını çizmek isteyeceksiniz neredeyse.. İlk başlarda bir şey anlamıyor gibi olacaksınız, daha sonra en zor kısım (bence) olan şarkılar ve o şarkıların bitmek bilinmeyen açıklamaları gelecek. İşte orada bırakmak isteyeceksiniz artık. Ama ben direndim...♡ Bunların yanı sıra bitmek bilmeyen rüyalarla karşılaşacaksınız ve gerçek mi? rüya mı? diye ayırt etmeye çalışacaksınız. Bitmedi.. Daha sonra sayfalarca bitmek bilmeyen noktasız virgülsüz yazılan o cümle ile karşılaşacaksınız. Orayı da geçtikten sonra zaten kara yakındır. Heyecanla ve merakla okuduğunuz kısımlar gelecek bundan sonra ve elinizden bırakmadan bir an önce okuyup bitirmek isteyeceksiniz.
Ben tutundum tutunamayanlara selam olsun!
•
•
-Alıntı
"Seni tanımadan ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım..." TutunamayanlarOğuz Atay
Kalemine aşık olduğum Livaneli bizi yine bambaşka hikayelere sürüklüyor. Okurken gerçekten pıt pıt gözyaşlarıma hakim olamadım. Meleknaz isimli Ezidi bir genç kadının hikayesini anlatıyor. Işid zulmünden kaçıp ülkemize sığınmaya çalışan Meleknazları, Nergisleri, Zilanları.. Bunun gibi binlercesini anlatıyor aslında bize bu kitap. İnsanın içini burkuyor, bizim okurken bile mahvolduğumuz satırları bir başkasının yaşaması.. Zulümden kaçarken kendisi gibi kızların, kadınların, çocukların önce tecavüze uğrayıp, daha sonra öldürülmesine tanık olur Meleknaz. Sonunda da teröristlerin elinden kaçmayı başarır. Mardin'de başlayıp İstanbul'da biten bir hikaye. Baş kahramanımız Hüseyin, bu yolda gözü kimseyi görmez ve sonunda ölüm olduğunu bile bile Meleknaz'la evlenmek ister. İç burkan, yürek acıtan bir hikaye.. Dilerim ki bir daha böyle şeylerle karşılaşmak zorunda bırakılmaz hiç kimse.. Bu güzel kitabı bizlerle buluşturduğu içinde Livaneli'ye binlerce teşekkür.. Huzursuzluk
Yusuf & Muazzez
Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlar arasındadır. Ve yine bu kitabıyla kalbimizde taht kurmayı başarıyor. Dili biraz ağırdı ağırdan kastım yanlış anlaşılmasın bazı eski kelimelerle yazılmıştı. Konusuna gelicek olursak imkansızlıktan doğan sonunda kavuşulan ama istenildiği gibi gitmeyen bir aşk hikayesi bizlerle... Yusuf'un anası babası öldürüldükten sonra Kaymakam onu yanına alır yetiştirir. Kaymakamın birde kızı vardır ki; Yusuf eve geldi geleli anası kızın üstüne düşmez çoğu yük Yusuf'un üzerindedir. Gel zaman git zaman Yusuf'la Muazzez'in gönülleri birbirine vurulur ancak Yusuf bunu babası saydığı Kaymakam Sâlahattin bey'e diyemez. Eğer demezse de Muazzez göz göre başkasına gelin gidecektir hemde küçücük yaşında.. Hikaye bununla sınırlı değil tabiki. Muazzezin başkasına verilmesinde mecbur kalınan sebepler var illakii. Bunları da okuyup öğrenin isterseniz.. :) Kuyucaklı Yusuf