Dilanur

9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2022 19:30
Kitaba başlarken aylak adama benzetildiğini görmüştüm. Buna rağmen bu kadar yoğun bir kitap olduğunu bilmiyordum, bilsem belki okumayı biraz erteleyebilirdim. Başladıktan sonra da bırakmak istemedim. Ertelemek isteyişimin sebebi fazlasıyla varoluş sancısı çeken karakterimizin düşüncelerinde, kendi düşüncelerimden parçalar bulmam. Sanırım bu yüzleşmelere hazır değildim. Yine de bir sürü yerin altını çizip dönüp dönüp tekrar okudum. Siz de varolan sorgulamalarınıza yenilerini eklemek isterseniz kitaba bakabilirsiniz. Kahramanın psikolojisini daha iyi gösterebilmek için bir kaç alıntı bırakıyorum. " Böyle ha bire kendi kendime evrenin ne olduğunu, bu evrendeki yerimi, yeryüzüne ne yapmaya geldiğimi, yapılacak bir şey bulunup bulunmadığını sorarak yaşamayı anormal saymanın garip olduğunu düşündüm. Banaysa, tam tersine, insanların bunu hiç düşünmemeleri, kendini bir çeşit bilinçsizlik içinde yaşamaya bırakmaları anormal görünüyordu. " " Ötekiler de, belki hepsi aynı bunalımları geçiriyordu. Eylemde buluyorlardı çareyi. Başkaldırdıklarına göre, yaşamı sevmiyorlardı. Neyse ki toplum kötüydü. Ya günün birinde toplum iyi olsa, ne yaparlar? Ona karşı başkaldıramazlar, o zaman da, bunalımın gerçek objesi bütün çıplaklığı, bütün dehşetiyle ortaya çıkardı. Benim için bunalım gerçekti, hiçbir toplum ona bir çare bulamazdı. Hem de bütün toplumlar kötüdür, dünya kuruldu kurulalı başarılı bir toplum görüldü mü? "
Yalnız AdamEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 1973691 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2018 34. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2018 01:19
Biliyorsunuz ki 1K Kayseri Okuma Grubu olarak geçtiğimiz günlerde ilk toplantımızı gerçekleştirmiştik. ( #32584409 ) Oylarla belirlediğimiz iki kitaptan biri de buydu.  1886 yılında yayımlanan Dr. Jekyll ile Bye Hyde, büyük ilgi görmüş, tiyatro ve sinemalara konu olmuştur. Hatta o kadar sevilmiş ki, ahlak ve ruh tutarsızlıkları gösteren kişilere "Jekyll ve Hyde" deyimi kullanılmaya başlanmış. Bu kadar çok kişiyi etkisi altına alan kitap daha ilk sayfalarda beni de içine çekti ve gerilim, heyecan, merak dolu anlar geçirerek bir çırpıda bitirdim. Eski dostlar olan bir avukat ve iki doktorun bulunduğu, Dr Jekyll' nin diğer dostlarını da etkileyecek işlere bulaşmasıyla oluşan bir hikaye. Bir insan içinde, hem akıl almaz derecede kötü, vahşi, çirkin hem de yüzünden bile iyilik akan, herkes tarafından sevilen sayılan, birbirine tamamen zıt iki farklı kişilik taşıyabilir mi ? Düşünün, sizde böyle bir duruma düştünüz ve tercih hakkınız var. Herkesle dost olan, saygın ve sevilen ama bir o kadar da kısıtlanmış, belirlenmiş yaşam şartları dışına çıkamayan biri mi olmayı mı seçerdiniz yoksa her istediğini yapmakta tamamen özgür olan,  hiçbir vicdan, ahlak, sorumluluk gibi kısıtlamaları içinde taşımayan, içinin kötülüğü dışına yansımış ve yaptığı kötülüklerin sorumluluklarını çekmeyecek kadar hür biri mi ? Dr Jekyll de bunu sorguluyor kitap boyunca. Dr. Jekyll'nin kararı sizinkiyle uyuşuyor mu merak ettiyseniz bir an önce kitabı okumaya başlamalısınız. Her anı heyecan dolu dakikalara hazır olun, iyi okumalar dilerim.
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2018 23:56
Bu kitap için aylar önce yapılan bir etkinliğe katılmış, ama o sırada okuyamamıştım. Tatilde okumaya fırsat buldum ve 'neden daha önce okumadım' diye hayıflandığım kitaplardan biri oldu benim için. Nasıl başlasam, anlatsam hiç bilemiyorum ama kitaptan bu kadar etkileneceğimi, Mustafa İnan' a bu kadar hayran kalacağımı tahmin etmemiştim. Kimi yerlerde de alıntılardan yola çıkarak fikirlerimi yazmaya çalışayım. Kitap, Mustafa İnan'ın yakın arkadaşı olan Cahit Arf'in ön sözüyle bizleri karşılıyor.  Mustafa İnan 'in eşi, oğlu, arkadaşları, öğrencileri, öğretmenleri derken bir çok kişiden de onunla ilgili bilgiler okuyoruz. Mustafa İnan... Adana' da okula başladı ve her zaman öğretmenlerinin hayret ettiği bir öğrenci oldu. Hiçbir zaman defter tutmaz, ama her zaman tam puan alırdı. Bunun yanı sıra arkadaşları için de çabalar, öğretmenlerinden konuyu anlayamayan çocuklar Mustafa İnan ' ın anlatışıyla konuyu öğrenirlerdi. Tabi bu durum öğretmenlerin de gözünden kaçmıyor, Mustafa'ya daha da hayran kalıyorlardı. Mühendislik mektebine gitsede asıl isteği mühendislik yapmak değil, öğretmenlik yapmaktı çünkü bu konuda çok başarılı ve hevesliydi. En zor soruları bile öğrencilerin anlayabileceği hale getirip sorabiliyordu... Mühendisliği 1. olarak bitirdi ve İsviçre'de de doktorasını tamamladı. Yapılan bütün teklif ve baskılara rağmen ülkesine dönmeyi tercih etti. Belki geri dönmese çok daha parlak, çok daha fazla kıymetinin bilindiği bir gelecek onu bekliyor olacaktı. Ama Mustafa İnan'ın istediği bu değildi. Ülkesinin bilimde gelişmesini istiyordu. Yurt dışında  çalışmalar yapmasının ülkesine fazla katkısı olmayacaktı. Bir insan bencillikten bu denli uzak olur mu, oluyormuş... Döndükten sonra hemen işlere girişti. Hem öğretmen, hem mühendis, hem bilim adamı olarak kolları
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2018 15:32
Tıpkı dizinin kalan son bölümlerini, bitmesin diye izlemeyi hep ertelediğim gibi bu kitaba da bir türlü başlayamıyordum. En sonunda artık neyi bekliyorum ben deyip başladım. Her şey düşündüğüm gibi oldu ve muazzam bir kitap okudum. Her sayfasında ayrı bir hüzün ayrı bir sevinç yaşadım. Diziyi izlerken aldığım o eşsiz tatlar uzaklaşmamış, değişmemiş bu kitapta da beni bekliyordu. Size Lm ile ilk karşılaşmamı anlatayım. Yıllar evvel bir gün televizyonda  kanaldan kanala gezerken denk gelmiş ve sadece bir dakika kadar izleyip " bu ne saçma bir şey yaa " diyip değiştirmiştim. Ön yargılarımın kurbanı olduğum onca andan birisi.   Ve malesef bu yüzden finalinden çok sonra başladım aslında izlemeye. Kısa bir zamanda günde 2 3 bölüm kadar izleyip epey ilerlemiştim her anım lm ile doluydu nerdeyse. Tabi sonunu falan da öğrendim bu sırada istemeden. Bu bile değiştirmedi duygularımı aynı sevgiyle merakla izlemeye devam ettim taa ki sonuna çok yaklaşana kadar... Ara verdim çünkü bitmesin istedim, hâlâ da bitmedi. Kitap sayesinde çok çok özlediğimi farkettim ve devam etmeye karar verdim kalan bölümlere. Ama onlar da bitince ne olacak bilmiyorum kitap da zaten bitti. :((( Şu an sadece bu hüznü yaşıyorum. Keşke hep devam etse bir şekilde kitap, dizi, film hiç farketmez. Ama tabii bu kitap bile lm hayranı tayfa için büyük bir nimetti es geçmemek lazım. İyiki yazmış Burak Aksak ' da bizde tekrar güzel insanların güzel hayatlarına konuk  olduk.  Diziyi hiç bilmeyip kitabı okuyanlar bilmem ne hissetti ama diziyi çok sevipte okuyanlarla eminim aynı tadı almamışlardır. Çünkü kitabı okurken kişilerin ağzıyla okumayı bile bilmiyorlar nasıl tam zevkine varabilirler ki? O yüzden diziyi hiç izlemediği halde okumayı düşünen varsa bence önce kesinlikle diziye başlayın ve daha sonra kitabı okuyun
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2018 27. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2018 16:53
Zweig okumak bence bağımlılık yapıyor ve üst üste olmasada ara sıra okuma isteği hep geliyor içime. Geçen günlerde şahsiyet dizisinin bir sahnesinde denk gelmemle, aa bu kitabı okuyacaktim zaten dedim ve ilk alışverişim için sepetime ekledim. Kitabı okuduğumda iyiki daha fazla ertelememişim dedim. Çünkü diğer kitapları gibi bu kitapta betimlemeriyle, üslubuyla, az ve öz hikayesinin düşündürdükleriyle beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Yine birden fazla ruh halini yazarın mükemmel anlatımıyla bizde aynı anda yaşıyoruz. O karakterler yerine biz geçiyoruz sanki kitaba. Aşk, pişmanlık, keder, ayrılık hepsi birarada. Amok koşuucuları gözleri bir şey görmeden yok etme arzusunu bürünür ve başkalarını öldürmenin yanı sıra kendi ölümlerine de aynı hızla koşarlar. Daha çok Endonezya Malezya gibi yerlerde görülsede hastalık, bende kitabı okuyan bir çok kişi gibi hepimizin de içinde amok koşucuları yattığını düşünmeden edemedim. Bizlerinde yok etmek istediklerimiz, hiçbir şeyi umursamadan her şeyden kurtulmak isteğine büründüğümüz zamanlar olmuyor mu ? Sanıyorum olmuyor diyen çok azdır. Aynı zamanda hastalığa dışardan bakan ve hiçbir şey yapamayan insanların da ruh halini taşıyoruz.  Yani bence bir yanımız amok koşucusu, bir yanımız sadece olaylara bakan, elinden bir şey gelmeyen sessiz seyirciler... Son zamanlarda yaşadığımız vahşetleri düşünürsek bence bu düşüncemde haksız sayılmam. Her iki ruh halinden de kurtulup birçok şeyi değiştirebildiğimiz, çocukların hayvanların daha güvende yaşayabildiği güzel günlerin çabuk gelmesi dileğiyle... Herkese iyi okumalar .
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma