"Sık sık düşünüyor: İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar âleminde böyle bir şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler, bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı çektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban, hem de cellat. İşkencenin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusunu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır bu olmamalı. İnsan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister, ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak. "
"Hep derler ki, hayat insanın elinde olan bir şeydir, insan kendi kaderini çizebilir. Sakın inanmayın. Hayat bizim asla bilemeyeceğimiz rastlantılarla çizilmiş bir kaderin elindedir. "