B. Russell'ın haklı olarak işaret ettiği gibi, eğer iyilikle kötülüğün ayırt edilmesi veya belirlenmesinin kaynağı Tanrı'nın kendisi veya iradesi ise Tanrı’nın kendisi için iyi veya kötü yoktur. Daha doğrusu bu varsayımda Tanrı’nın kendisi için iyi ile kötü arasında bir fark yoktur. Bu bakımdan 'Tanrı iyidir' demenin bir anlamı kalmamaktadır.
ahlaklılık Tanrı'nın emrine boyun eğmeye, ahlaksızlık ise ona itaat etmemeye özdeş bhnmaktadır. Ancak bu, eğer Tanrı'nın iyi olduğu gösterilebilirse, kabul edilmesi mümkün veya doğru olacak ahlaki bir iddiadır. Eğer Tanrı kötü ise, onun emirlerine niçin uyulacaktır?
Stoacılar bir yandan evrende olup biten her şeyin karşı konulmaz bir zorunlulukla meydana geldiğini kabûl etmekte, ancak öte yandan insanın özgür olduğunu savunmaktadırlar. İnsanın, olup biten şeylere karşı tutumunu veya davranışını evrende olup biten şeylerin dışında tutmanın mâkûl bir anlamı var mıdır? İnsan ve karakteri de bu dünyaya ait değil midir? Eğer insan, karakter veya tutumunu değiştirmede özgürse, bu her şeyin zorunlu bir biçimde belirlenmiş olduğu görüşüne aykırı düşmez mi?
Kinikler dünyanın reddedilmesini, terk edilmesini isterler. Stoacılara göre ise bu gerekli değildir. Kendilerine kayıtsız kalmayı bildikten sonra maddi başarıların veya hazlarm bir zararı yoktur. Aynı şekilde toplumsal hayat, hükümet, evlilik gibi Kiniklerin reddettikleri şeyleri veya kurumları da Stoacılar kategorik olarak reddetmezler; yeter ki bu şeylere bağlı kalınıp özgürlük reddedilmesin!