Yine de Spinoza’nın deyişiyle, “ her şey kendi varlığı içinde sürekliliğini korumaya çabalar.” İnsanın özünde, varolmayı sürdürme dileği ile kaçınılmaz bir ölüm bilinci arasında kesintisiz sürüp giden bir çatışma vardır.
Duraksız dudaklarımda değişen sigaralar
Ölüm bilinç dışında kürek çekiyor
Daha gencim
Daha gençsin
Daha kaç ben var, bilmiyorum
Daha kaç sen var, bilmiyorsun
Daha ne var ki…
Sevimli sevimsiz tüm rüyalar
Keşfettim içinde kendimi
Bu sancılı günlerde
Usumun kıyısında uçurum
İntihar şimdi ne güçlü..
Benzim hareketsiz bugün
Sadece soluyorum yaşamı
Öylece öldürdüğüm düşleri
Sayamadım.
Ama doğdu öldüğü kadar.
Bu akşam senin saf çocuksu kalbine acı veren şeyin ne olduğunu biliyorum. Gene de! — kendini üzme ! — senin kaybettiğini saydığın ve bir daha bulmayı asla Ümit etmediğin şeyi, işte sana getirdim. “