sumud filosundan dönen bazı kişiler azıcık hamaset yapmayı bıraksalar da efendi efendi olan biteni dürüstçe anlatsalar keşke, hatta olanı falan anlatmalarına da gerek yok herkes her şeyi biliyor zaten ve yaşadıklarının da bunca zamandır yaşananlardan büyük olmadığını unutmamalılar.
Tanımadığım bir kentte gece vakti gezerken pencerelere bakarım. Bir evin ışığı yanıyorsa duvarlarında çok kitap varsa “Bu bizden biri.” diye düşünürüm. Onun hangi milletten olduğu, ne iş yaptığı, kadın mı, erkek mi olduğu hiç önemli değildir. Aynı kabileden olduğumuz duygusu uyanır içimde. Kapıyı çalsam o insanla kitaplar sayesinde diyalog kurabiliriz. Kitap okumayan, kitaba hayatında fazla yer vermemiş biriyle ne konuşabilirim ki? Tabii ki hiçbir şey. O halde zaman kaybı neden?
Güzel insanların vedaları da hep güzeldir, şiirdir. Zira çoğunlukla insanlar tanıştığımızda değil, esas vedalaştığımızda aslî karakterlerini belli ederler. Kimi kavga ederek ayrılır, kimi bir demet çiçek masaya bırakarak. Kimi gider susarak, kimi duramaz arkadan yanlış yanlış konuşmadan.
Aslına bakarsak, hayat da son kertede
bir vedadır; dünyaya. Bu veda için yaşarız.
Ve en güzel veda, vefadır; en çok da insanın kendi yüreğine.