maRamy

Arha Penthe'nin düşüncelerine katılıyordu, çünkü o da kendi kendilerini Kargad'ın Tanrısal İmparatorları olarak nitelendiren bu kralların sonradan türeyen, gerçek ve sonsuz Güçler'in hakkı olan ibadeti aşırmaya çalışan, sahte tanrılar olduğunu düşünmeye başlamıştı. Fakat, Penthe'nin sözlerinin gerisinde katılmadığı, ona tamamen yeni olan ve onu korkutan bir şey vardı. İnsanların birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını ve hayatı ne kadar değişik gördüklerini fark etmemişti. Başını kaldırıp bakınca, birdenbire pencerenin dışında havada asılı duran kocaman ve kalabalık, yepyeni bir gezegen, tanrıların hiç önemsenmediği, tamamen değişik bir dünya görmüş gibi oldu. Korkarak bunları gözünden uzaklaştırdı.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Edebiyat
maRamy
Kız, gözleri ağırlaşmış; bakışı, titreyen lambaya dikilmiş, dinledi. "Sana şimdiye kadar ne verdiler Tenar?" "Hiç," diye fısıldadı kız. "Verebilecekleri hiçbir şeyleri yok. Yapıcı hiçbir güçleri yok. Tüm güçleri karartmak ve zarar vermek. Bu mahalden ayrılamazlar: onlar burası; ve burası onlara bırakılmalı. Onlar inkar edilmemeli ve unutulmamalı ama onlara tapmamalı da. Yer güzeldir, parlaktır ve şefkatlidir ama hepsi bu kadar değil. Aynı zamanda Yer korkunçtur, karanlıktır, acımasızdır. Tavşan, yeşil çayırlarda ölürken çığlık atar. Dağlar, gizli ateşlerle dolu büyük ellerini yumruk yaparlar. Denizde köpekbalıkları vardır; ve insanların gözlerinde acımasızlık. Ve eğer insanlar bu şeylere taparlarsa ve kendilerini bunların önünde alçaltırlarsa, bundan kötülük doğar; bunların mahalleri karanlığın toplandığı yerlere, bizim İsimsiz dediğimiz Varlıklara, Işık'tan önce varolan Yer'in Güçleri'ne, karanlığın, yıkımın, deliliğin güçlerine, tamamen bırakılmış yerlere kurulmuştur... Sanırım onlar, senin şu rahibe Kossil'ini de uzun zaman önce delirtmişler; sanırım o, bu mağaralarda gizli gizli dolaştığı gibi kendi kişiliğinin labirentinde de dolaşıyor ve artık gün ışığını hiç göremiyor. Sana İsimsizler'in öldüğünü söylüyor; ancak kaybolmuş bir ruh, kaybolmuş bir gerçek, buna inanabilir. Onlar varlar. Ama onlar senin Efendin değil. Hiç olmadılar. Sen özgürsün Tenar. Sana bir köle olduğun öğretildi ama sen kendini özgür kıldın." Sf.113
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Her yol kişiye varıyor sonunda, kişinin kendisine... -"Roma"ya değil, kişiye çıkıyor her yol. Nasıl etmeli de her yolun çıkacağı bir yer olmalı? "Roma" kadar engin, derin, karmaşık; yüksek, geniş, dolambaçlı olmakla, herhalde.... Sf.146
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Kişi, yaşamı boyu, bir yerde takılıp kalıp, yolda olduğunu sanabiliyor; ya da, ters taraftan, sürekli yürüdüğü halde, bir yerde durduğunu... Öyleyse önemli olan, bir yerde bulunmak değil, bulunduğu yerin bilincinde olmaktır; aynı şekilde, yolda olmak değil, yürüdüğü yolun bilincinde olmak... Yer de, yön de, yol da, bilinçtir. Sf.137
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Başkalarının, kendi yürüdüğü yolu yürümesini isteyen kişi, en azından kendisine ihanet ediyordur. Sf.134
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Yola çıkan kişinin, hep, ayağına takılır yerleşikler -her ne kadar 'yardım' etmek, 'yol göstermek' gibi bir 'iyi niyet'leri olsa da-: Yerleşikler nereden bilsinler ki yolu?! Kişi yola çıktı mı, yanında başka kişiler -başka yolcular-bulabilir; oysa yerleşti mi, bulacakları, olsa olsa, 'komşular'dır. Sf.116