Büşra

Büşra
Puan vermedi·198 syf.··
2020 40. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2020 21:25
·
Karakterimiz ağır ergenlik geçiriyor. Belki de sıradan ergenlik krizleri bilemiyorum. Ama ergenlik krizinin içinde olduğu kesin. Aslında bundan başka da bir şey göremiyorum sanırım kitapta. Okuma listelerinde başlarda yer almasına rağmen okuyanların genelde beğenmediğini gördüğüm bu kitap hakkında ben o kadar da kötü düşünmüyorum. Bence o ergenlik krizi çok güzel anlatılmış. Ve yine bence beğenilmeme sebebi ergenlik krizini küçük görmeleri olabilir. Oysaki ben öyle düşünmüyorum. Bence ergenlik döneminde yaşadığımız bunalımlar ve sonuçları hayatımızı büyük ölçüde etkiliyor. Ergenliğimi en az kitap karakteri kadar yoğun krizle geçirmiş biri olarak ben kitabı gayet beğendim.
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·192 syf.··
2020 29. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 22:01
·
Baş karakterimizin adı bilinmiyor. Sadece bir harf: C Bay C büyük bir arayış içerisinde, hayatının kadınını arıyor. Kendi tabiriyle gerçek sevgiyi. Tabiki kutsal kabul ettiğimiz gerçek sevgi öyle kolay bulunur bir şey değil. Zaten onu kutsal yapanda bu. Yeryüzünde ancak annemizin koşulsuz şefkatinde buluruz bu gerçek sevgiyi. Bay C ise annesiz biri. Belki de bu annesizliktir onu bu kadar gerçek sevgiye aç hale getiren. Ya annesiz olduğu için gerçek sevgiyi bulsa bile tanıyamazsa? Karakterimiz kitap boyunca bu arayışın içinde kavruluyor. Hali vakti yerinde, okumuş, öğrenmiş biri. Kısacası maddi ihtiyacı yok. Lakin Marslow'un 5 basamaklı ihtiyaçlar hiyerarşisinde maddi ihtiyaçlar yalnız ilk iki basamağa tekabül etmekte. Hal bu iken Bay C üçüncü basamakta takılı kalıyor: Sevgi ve aitlik duygusu basamağında. Aslında ümidi de var, her gün orda burda gördüğü her kişinin "o" kadın olma ihtimalini değerlendiriyor. Hiç de acelesi yok bu arada. Bunu kendisi de ifade ediyor, hemde bir kaç kez. "Acelem yok benim, biliyorsun." Okumuş etmiş dedik, her okumuş kişi entelektüel açıdan bilgili olamaz ama Bay C donanımlı biri. Öyle ki toplum ne der baskısını aşmış. "Toplum ne der"den ziyade " ben ne istiyorum, ben nasıl mutlu oluyorum"a odaklanıyor. Sahi kaç kişi kaldık böyle düşünebilen? Böyle cesur? Ben de sürekli kendimi sorguluyorum aynı Bay C gibi. Ne güzel söylemişti, tam olarak benim isyanını belirttiğim cümlelerle aynı: "Bir ben miyim düşünen, bir ben miyim yalnız?" Gerçekten de bir ben miyim böyle diye o kadar sorguladım ki... Kendi mutluluğundan ödün vermeyen, insanların yadırgayıp yargıladığı, yalnız... Korkmadan kendimi yaşamayı seçiyorum fakat bakıyorum ki çevremde bir benim böyle, bir de kitaplardaki karakterler. İlk başta yukarıda yazdığım isyanı sürekli dile
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2020 18:43
·
Klasik Rus edebiyatı, okurken kendini belli ediyor bence. Karakterlerin içinde hep bir ruhi bunalım var. Öyle bir bunalım ki okuyanı da sarıyor. Sadece bunalım olsa iyi, büyük bir yoksulluk da mevcut. Yoksulluğun en şiddetli hali... Bu sebeple Rus edebiyatı okurken boğuluyor gibi hissediyorum. Ancak Tolstoy hariç. Onu okurken huzur buluyorum. Kitaptaki karakter materyalist dünya ile ahlaklı yoksulluğun arasına sıkışmış gibi. O sıkışma arasındaki gelgitleri anlatıyor. Ahlak konusunda çok güzel ahkam kesiyor. Ancak kendisi de eleştirdiği kişilerin yanında olabilmek, onlardan onay alabilmek için uğraşıyor. Burada insanın aklına şu soru geliyor: " O çevredekilerce onay alsa ve kabul görse yine de bu ahlak vurgularına kafa yorup, ahkam keser miydi? Yoksa kedi ulaşamadığı ete mi mundar derdi?
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 31. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 15:09
·
"Gizli"den zevk alan bir kesim mevcut. Hiç haz etmem. Gizli bir şey yapmaktan ölesiye nefret ederim. Küçükken sırf bu huyum yüzünden ne kadar kötü şeyler yaparsam yapayım akşam hemen gidip anneme anlatırdım. Bu sayede annemin güveni de hep tamdı. Hıristiyanlardaki günah çıkarma işlemi tam da benim bu duygumla örtüşüyor. Yaptığım şeyleri anlattığımda duyduğum o huzuru duyan birileri ortaya attı belki de bu yöntemi. Bu kitapta da ana konunun gizli bir iş olmasının yukarıdaki açıklamam sonucunda beni ruhsal olarak ne kadar yorduğunu artık daha iyi belirtebilirim sanırım. Rahat battı ifadesi var ya, hah tam da bu kitaba cuk diye oturuyor. Rahatı batan karakterimiz macera arayışı sonucunda gizli bir aşk yaşamaya başlıyor ve işler sarpa sarıyor. O yaşanılan korku, okuyucuya öyle güze hissettirilmişki okurken tırnak etlerimi yememek için direndim. Aslında kitapta tartışılacak çok fazla psikolojik çözümlemeler mevcut bence. Benim asıl tartışmak istediğim konu avukatın eşini geri döndürme çabası. O kadar ince bir düşünce ki kalbimi bırakıyorum, o kadar zekice ki kuşkucu oluyorum, o kadar planlı ki tedirgin oluyorum. Kısacası nahif sadistlik desek yerini bulur mu?
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022125bin okunma
Peki ama, aynı şekilde büyütülmemiş ve yetiştirilmemiş iki hayvan aynı işe koşulabilir mi?