Leyli

Leyli
@Dleyli
Acın sonsuz olduğunda, dünyanın kararmasını istiyecek olduğunda , yağmurdan sonra parıldayan yeşilliği, bir çocuğun uykudan uyanışını düşünün. Amin maalouf
Kadın hamile. Bebek erkekmiş. Aile mutlu, çok mutlu. Bebek doğdu, pipisini amcalara gösterdi.… Amcalarda bayram sevinci. Dünyanın en gerekli organını gördüler çünkü. Bebek terledi, çırılçıplak soydular, evde, misafirlikte, mahallede böyle gezdi. Bu hakka sahipti çünkü pipisi vardı. Bebek biraz büyüdü. Sünnet olacak. Davullar, zurnalar, hediyeler… Çocuk düşündü: “Sanırım bu çok önemli bir organ..” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Üç beş güzel kız var gittikleri yerde, annesi babası dedi ki: “Hangisini alayım oğlum sana?” Çocuk düşündü: “Sanırım karşı tarafa sormaksızın seçme hakkım var.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuk acıktı, sofrasını varsa kız kardeşleri ve annesi hazırladı. Yemek bitince topladılar. Çocuk düşündü: “Sanırım kızlar/kadınlar bana hizmet etmekle yükümlü.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Kalabalık bir yemek daveti, herkes masaya sığamayacak. Erkekler ve yaşlılar masaya oturdu. Çocuğu da masaya oturtturdular. Annesi ve varsa ablaları yerde oturuyordu. Çocuk düşündü: “Sanırım önemli olan erkeklerin konforu.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Servis yapılacak, önce erkeklere yemek verildi, erkekler yardım etmedi. Çocuk düşündü: “Sanırım öncelikli olan erkeklerin karnının doyması.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuğun kız arkadaşı oldu. Bütün sülale duydu. Herkesin ağzı kulaklarında. Densiz bir amca: “Neler yapacan bahim gızlaraa” dedi. Çocuğun anne ve babası:
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim. Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı..
Edebiyat
Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük : yarın.
Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. “Ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara” diyorum...
Domino taşlarından oluşmuş zincirin bir ucu geçmiş, diğer ucu gelecek. Yıkılıyorlar teker teker ve şimdiki zaman kalıyor ayakta. Geçmiş ve gelecek sıkıştırdığı için, ayakta kalan sadece şu an. Şimdiki zamana mahkûm olmuş insanlar. Hareket edemeyen o domino taşı gibi felç geçirmiş insanlar. Geçmiş, anılarla zihnimde, gelecekse tahminlerimle zihnimde. Hepsi acı dolu. Hepsinde kırılan hayaller var. Her saniye içimde hissettiğim geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle dolu aklımla donup kaldığımı görüyorum. Nefes alıp veren bir heykele dönüştüğümü görüyorum. Bütün heykeller gibi ben de sadece zaman içinde hareket ediyorum. Yani yaşlanıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor. Tabii her anın içinde üç zamanı da yaşayarak yaşlanıyorum ve bu beni delirtiyor. İnsanın üç zamanlı bir canlı olmasından nefret ediyorum. Aynı anda geri, park ve ileriye takılmış otomatik vitesli bir arabanın motoru ne gürültü çıkarabilirse, bin katını ben her saniye aklımda duyuyorum.