Bir solukta okuduğum Sabahattin Ali'den Kürk Mantolu Madonna.
Kitaba ilk başladığımda tutkulu bir aşk hikayesiyle karşılaşacağımı tahmin etmezdim.Aslında kitabın adı konusu hakkında ipucu verse de kitap başından itibaren başka bir hikayeye doğru gidiyor.Kitap iki bölüme ayrılmış gibiydi .Aslında iki ayrı hikaye vardı.yazar.Nazım Hikmet'in de dediği gibi her birinden ayrı ayrı büyük hikâyeler çıkarmış.Son derece akıcıydı.Yaklaşık 1 buçuk gün içinde bitirdim.Ama daha kısa sürede de bitirilebilir.
Kitapta Raif Bey'in naif hikayesi anlatılıyor.İlk etapta ailesi tarafından umursanmayışı,önemsenmeyişi anlatılıyor. Raif Bey bunların farkında olmasına rağmen hiçbir sekilde bu davranışları önemsemiyor.Bu davranışının altında yatan nedenler bir defterde yazanlar ile bize anlatılıyor.Yazılanlar bize bir aşk hikayesinden bahsediyor.Raif Bey'in yaşadığı o aşk hikayesi.
ALTINI ÇİZDİKLERİM:
İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.
Kendimi bildim bileli,bütün günlerimi,haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden,bir insani aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
Bir ruh,ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bizr,bizim aklımıza,hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu...Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.
Benim beklediğim aşk başka!dedi.O bütün mantıkların dışında tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey.
İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu;çünkü en inandığım en güvendiğim insanda aldanmıştım.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı gene aynı sekilde fakat her seyden habersiz yaşayıp gidecektim.Sen bana dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Nasıl anlatsam nereden başlasam bilemiyorum.Beni etkileyen ve bende iz bırakan kitapları okuyunca hep böyle hissediyorum.
Sanki ne anlatsam hep bir taraf eksik kalacak.Bu hissi her kitapta yaşamıyorum.Bu sebeple kendimi çok şanslı hissediyorum.
Okurken akıcılığı hiç değişmeyecek.Kitap belli bir yerinde biraz durağan devam etse de hemen toparlıyor.
Kitap aslında kabus gibi bir kitap.Distopik bir eser olmasından dolayı insana ürkünç gelebiliyor.Eseri okurken aynı zamanda günümüzle oldukça fazla karşılaştırabiliyorsunuz.
1984;
İnsana dair her şeyin yok edildiği,insanın adeta bir robot gibi hareket ettiği,düşünmesine dahi izin verilmediği,insanlar düşünmesinler diye dilin,sözcüklerin bile değiştirilip yok edildiği,aşkın olmasına ve aile bağlarının oluşmasına imkan verilmediği,belleğin olmadığı,yazı yazmanın yasak olduğu,geçmişin ve dolayısıyla da şimdinin yok edildiği ve sürekli degiştirilip kontrol edildiği,partinin söylediklerinin dışında bir doğrunun olmadığı,insanların sürekli her yerde olan tele ekranlarla,düşünce polisleriyle ajanlarla kontrol edilip izlendiği bir toplumdan bahsediyor.
‼‼Eser geleceğe bir uyarı.Ve gelecek şimdi ise şimdiki zamana yapılan da bir uyarı taşıyor.
Okuyun,okuyun,okuyun.