ÜRPERTİ…
Üşüyerek uyandım zifiri karanlığa. Uyandığımda ellerim koynumda kollarımı ovuşturuyordum. Otuz zemheri geçişti. Her biri altı ay süren koca otuz zemheri. Her defasında farklı bir duygu yaşadığım otuz zemheri. Her günü parmak ile saysan ömür yetmez.
Zemheri ile karakış kavga ederdi her defasında. Geceleri ayaza çalar yeryüzü. Dışardaki soğuk buz tutar camlarda. Akşam radyonun üzerinde ki el işlemesi beyaz örtü kutsal kitaba dokunur gibi dokunulurdu. Üzerindeki sütten beyaz el işlemesi örtü hürmet ile kaldırılıp, katlanır yüksekte duran radyonun sağ tarafına konurdu.
Ocağın başında tahta iskemlelere oturmuş yamalıklı dirseklerini dizlerine dayanmış yüzü avuç içine büyük gelen gözleri çakır, burnu sümüklü çocuklar radyodan gelecek tılsımlı ses karşısında lal olmuş bir vaziyette dinlerlerdi arkası yarını. Nefeslerini tutmuş arkası yarını dinleyen çocukların ocaktan yayılan kızıl sıcak bir taraflarını ısıtırken bir tarafları soğuk ile arkadaş olurdu. Belirli aralıklar ile yer değiştirip soğuk ile arkadaşlıklarını bozarlardı.
Akşam erken iner, beyaz örtüyü karabasan gibi boğmaya çalışırdı. Güz ekini karın altında dem tutardı. Tarla fareleri karın altında kıpırtısız tilkilerden saklanırdı. Boyunları çengelli kara burunlu kesik kulaklı kestel itler kurt boğmak için yarışırdı.
Kar suyu sökün etti mi, Gücük ayında cemre düşmüştür havaya, evlerde Hıdrellez lokmaları yapılır. Ağaçlar niyaz eder toprağa bereketini artırmak için. Sular yürür fidana, fidan can bulur. Şah-ı Merdan Ali’nin doğum günüdür nevruzların açtığı gün.
Nuh’un gemisinde şerbetlenmiştir bizim aşımız. Kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünü geçmek için, her cumey (Perşembe) akşamı ceralar yanar cem tutulurdu. Kutsaldır Cumey akşamları kadınlar iş yapmaz ibadet eder ağzı dolu dualar ile. Kadınlar
Her zaman ki gibi Livaneli'nin duru anlatımı ile yakın zaman olaylarından Suriye'de yaşayan yezidilerin uğradığı insanlık dışı tutum ve yaklaşımları kapsayan bir hayat hikayesi.