O an gelir ki, insan yaşamının gizli amacının, akıl ve bilinçle donatılmış ama aynı zamanda varoluşa mahkum edilmiş bir varlık olarak, varlığı kendi içinde bir krize sürüklemek olduğunu kavrar.
Yalnızca her şey henüz
bana karşı suskun.
Ah, bana kim fısıldadı, hangi pencerede gördüm
beni dağlarcasına canlandıran tatlı yaratığı.
Ona gidip gelirken geçtiğim yolları durup
dinlenmeden,
henüz bilemiyor muyum, boşa mı harcıyorum
değerli zamanı? 
Ölüp gideceksin, kimse anmayacak seni,
dermedin çünkü güllerinden Pieria’nın
yortup duracaksın evinde Hades’in sipsilik
uçarcasına karanlık ölüler arasında*
Bezdim şu hayattan daha yirmi ikime basmadan.
Ey Aşk Tanrıları! Nedir bu işkence? Neden
yakarsınız içimi? Diyelim öldüm, ne yapacaksınız?
Doğrusu tanrılar, siz şaşkın olanlar, yine zar atıp duracaksınız.