Yalnızca her şey henüz
bana karşı suskun.
Ah, bana kim fısıldadı, hangi pencerede gördüm
beni dağlarcasına canlandıran tatlı yaratığı.
Ona gidip gelirken geçtiğim yolları durup
dinlenmeden,
henüz bilemiyor muyum, boşa mı harcıyorum
değerli zamanı? 
Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var; hiç durmadan okumak, öğrenmek, kendi kendimi yetiştirmek peynir ekmek kadar kesin bir gereksinim benim için.
Sanat, ortadan kaybolduktan sonra yaşamayı sürdüren her şeyin paradigmasına dönüşmüştür. Çok abartılı boyutlara varan üretimleri nedeniyle henüz ortadan kaybolmamış gibi görünmeye, canlı bir biçime sahip olduklarını göstermeye çalışanların yanısıra ortadan kaybolmakla meşgul olanlar ve ortada görünmedikleri halde var olmayı sürdürenlerden de söz edebiliriz.
Kitleler için Tanrı’nın krallığı her zaman için yeryüzünde, imgelerin çok tanrılı içkinliklerinde, Kilise’nin zenginliğinde ve yaşayış biçiminde var olmuştur. Bunun adına Din Yasasına fantastik bir şekilde yön değiştirtme denir. Çünkü kitleler, dinî bir büyücü gibi gösterişli bir şekilde kullanarak emmişlerdir.