Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
annenin âdeti bu,
taşıyabileceğinden çok
sevgiye boğar seni,
baban ortalarda yok
bir savaşsın sen
iki ülke arasındaki sınır
sivil zayiat
ikisini hem birleştiren
hem ayıran tezat
Miss Marple fahişeleri koklamaktan yorgun geliyor akşamları
Öldürülmüş kadınlar gülümsüyor
Piyano tuşlar gibi arası kararmış dişleri ile Çözülmemiş cinayetler oratoryosu yazıyoruz
Kadınlar öldürülmesin senfonisi
Şeker de yiyebilsinler notalarla!
Cinayetler saçlarını çözüyor, beyaz kadınların omuzlarına
Ben yüzü kalpten kadınlar çizerek rahatlıyorum
pastel boyayla
Nedense hepsinin yüzüne
Beyaz bir kedinin kara gölgesi düşüyor
Buna gözyaşı demek mümkün belki
Neme lazım güzel kadın sanatı yapıyoruz burada.
Aydınlanan vakaları Miss Marple yazıyor
Karanlıkta kalanları taşeron usulu şaire veriyoruz.
Yetki belgemiz yok, yine de
Duruşmalara müdahil oluyoruz ara sıra,
Doğrudan zarar gördük diyoruz
Dogrudan!
Hakim bağırıyor
Atın bu isterik karıları dışarıya!
Geçmiyor zapta nedense hiçbir sözümüz.
"Sizler,
Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
korkuyorum senden
Korkuyorum akşamüstleri
seni pencereye yönelten şeylerden
Jestlerden korkuyorum söylenilmedik şeylerden
Çabuk geçen zamandan,
yavaş geçen zamandan, senden korkuyorum
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Ben de bu yüzden yaşamak için yırtınıyorum
Sevgilim.