Her Austen romanında olduğu gibi olaylar ve karakterler üzerinden müthiş bir toplum tablosu seriliyor önünüze. Her bir karakter üzerinden hayat dersleri de vermeyi ihmal etmiyor Austen. Her kitabında yazarın gözlem gücüne hayran kalmadan edemiyorum doğrusu. Böylesine derin ve üç boyutlu karakterlerle her zaman karşılaşamıyor insan. Kitap boyunca Fanny’nin gelişimini seyretmek ve etrafındaki gülünç olayları takip etmek, sanki uzak akrabalarımdan haber alıyormuşum gibi hissettirdi bana. Bir de tabi Austen romanında bol engelli bir aşk öyküsü de mevcut.
Bronte kardeşler, İngiliz edebiyatının önemli yazarları arasındadır. Uğultulu Tepeler’i çok sevsem de Jane Eyre’nin yeri apayrıdır benim için.
Yengesinin, Jane’e yaptıklarını okuyunca sinirlenmemek ve üzülmemek ne mümkün… Ama herkese ve her şeye rağmen Jane’in kendi başına kararlar alabilmesi ve bu kararları büyük bir cesaretle yerine getirebilmesi, yürekli, güçlü, kararlı, azimli, inançlı ve kendine her koşulda güvenen, aklı ve cesareti sayesinde hayatta sağlam adımlarla ilerlemeyi başarabilen bir kadına dönüşmesinin hikayesini okumak çok güzeldi.
Jane EyreCharlotte Brontë
Yer yer bana Çalıkuşu’ nu anımsatan bir eser oldu. Onu beğenenlerin bu kitabı da mutlaka beğeneceklerini düşünüyorum. Son olarak eklemek isterim ki kitabın sonu beni birazcık hayal kırıklığına uğrattı. Jane kadar güçlü ve gururlu bir karakterin o şekilde davranmasını hiç beklemiyordum. Belki de yazarın bize vermeye çalıştığı mesaj güçlü kadınların bile aşk karşısında ne kadar güçsüz olabileceklerini göstermektir.
Martin eden okurken içinde kendimden çok şey bulduğum bir eser. Sınıfsal farklılıklara meydan okuyarak zirveye aşkın gücüyle çıkan bu insan artık dipteki o insan değildir. Değişmiştir. Yükselmiştir ve anlamsızlaşmıştır her şey…
Artık zirvenin sonu düşüş ve tükeniştir.
Okurken kendimi alamadığı dizeleri her bir sayfası beni kendi içine çekti. En sonunda göz yaşı damlalarımla birlikte en son sayfaya bakakaldım.
Oblomov bir insan tiplemesinin hem çok basit, bilinen bir örneğini temsil etmekte hem de sıra dışı olabilmektedir. Ben bu kitabı okuduğumda hem “Yok artık” dediğim bölümler hem de “Bunların hepsi gerçek” dediğim bölümler oldu. Hatta bazen “Bu adam resmen beni anlatmış” dediğim bile oldu. En sonun da üzümlü kekim oblomov dedim ve ben böyle bir hayat yaşamamak için elimden geleni yapıcağıma kendime söz verdim. Kitabı göz yaşlarımla kapattım.
Oblomovİvan Gonçarov
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy
Kitapta doğa ile iç içe olması ve pastoral ayrıntılardaki ince detaylar, insan doğasının tüm ayrıntıları ile alış şekli ve kitabın sizi alıp bir kasabaya çiftlik hayatına götürmesi, akıcı olması okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamamanıza neden oluyor. Romanda insanı yerden yere atacak şekilde küçük krizler geçirten arada hüzünlendiren 3 farklı aşk hikayesi var. Birbirinden farklı 3 adam ve 1 kadın. Kitabı okurken kendimi ben olsam şöyle yapardım derken buldum. 3 adama karşı kadının bakış açısı insana arada kriz geçirtsede sürükleyici bir yanını ortaya koyuyor. Her aşkın kendine özgü özellikleri farklı duygular ile içinize işleyecek ve yine şaşıracaksınız.