«İsmet’de tuhaf bir hâl vardır. Benim gibi onunla çok temâs edenler bilir: Bu adamın zihnine bir şey yerleşti mi bir daha onu çıkarmak imkânsızdır. Ama ne kadar saçma olursa olsun. Balçığa saplanır gibi, ona saplanır, kalır. Lozan’da da bu hâlini dâimâ görür ve gülerdim. Bazan hiç mânâsız bir şeye fevkalâde ehemmiyet verir, bazan da mühim bir şeyi hiç kaale almaz. Ona bir şeye ehemmiyet verdirmek için evhâmını gıcıklamasını bilmelidir. Çok müvesvis ve vehimli bir insândır. Bu harpte de zihni sağ cenâhımızdan gelecekler, asıl harp İnönü’nde olacak fikrine saplanmış. Bir türlü bundan çıkamamıştır. Hattâ üç gün süren sol cenâhın şiddetli harpleri de bu adamı saplandığı bu hatâ batağından çıkaramamıştır. Tabii Mustafâ Kemâl de bu fikirde olmasa onu döndürürdü.»