Doğa halde eşit ve özgür olan vahşi insan mülkiyet kavramının çıkmasıyla; aralarında çıkar çatışması, efendi-köle anlayışı ve yapay duygular çıkarmıştır. Biçim ve görünüş birbirinden ayrı kavramlar olmuştur. Toplu hayattan önce insan iyiyken toplum haline geçmesiyle kıskançlık ve bencillik gibi duyguların boy göstermesine sebep olmuştur. Mülkiyet zenginler ve fakirler arasında adaletsizliği ve doğa halinde bulunan merhamet ve sevgi duygularımızı susturmuştur. Rousseau aslında mülkiyeti eleştirsede, mülkiyetin doğmasıyla artık onun yok edilemeyeceğini kabul etmiştir, artık bundan sonra mülkiyetin zenginler ve fakirler arasında eşit olmasada eşitsizliğin fazla olmayacağı şekilde denetlemesini söylemiştir.