Martin Eden'ın intiharını bu kadar canlı anlatması, kırk yaşında ve beklenmedik şekilde ölen yazar Jack London'ın da intihar ettiği şüphesine yol açar.Ancak Jack London intihar etmemiş, hastalık nedeniyle ölmüştür.Aslında Martin Eden'ın intiharının kurgusal bir anlamı vardır.Bir sosyalist olan Jack London, sosyalizme karşı olduğunu açıkça dile getiren bir bireyci karakter yaratmış, son derece canlı bir şekilde yarattığı Martin Eden onun en sevilen karakteri olmuştur.Bu durum çok kafa karıştırır.Nitekim London bu konuda bir açıklama yapmak zorunda hisseder ve aslında bu romanı bireyciliğe ve Nietzsche'nin üstinsan fikrine cepheden bir saldırı olarak yazdığını söyleyerek, ' Becerememiş olmalıyım ki hiçbir eleştirmen bunu fark edememiş.' der.London'a göre sadece kendi kurtuluşu için çalışan Martin Eden'ın, sonunda gözleri açılır, içine dahil olmak istediği burjuva toplumunun gerçek yüzünü anlar ve yaşamak için nedeni kalmaz.İntiharı, bireyciliğin yenilgisidir.
Bütün ömrünüzce yalnız yaşadığınız ne kadar belli! Hiç cemiyet hayatına alışmamışsınız! Ancak insana alışmamış olanlar başkalarının hürriyetine karışabilir! Hem aleyhinizde yazmayacaklar, hem de ölçülü şekilde methedecekler... Ne âlâ şey! Bulursanız bana da gönderin böylesini... Hayır azizim, herkesin hürriyeti var!
" Ben ki o güne kadar her uyanışımda en basit şeylere, sütlü kahve fincanına, yağmurun sesine, rüzgârın uğultusuna hep gülümsemiştim, birkaç dakika sonra doğacak günün ve onu takip edecek günlerin hiçbirinin bana meçhul bir mutluluğun umudunu bir daha asla getirmeyeceğini, sadece çektiğim işkenceyi devam ettireceklerini hissettim. Hayata hâlâ bağlıydım, ama hayattan artık acıdan başka şey bekleyemeyeceğimi biliyordum."