Serhat Akış

Serhat Akış
25 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
👏🏻👏🏻

Melike Zeynep Akış

@melikemza7
·
Kitap, İvan İlyiç adlı bir adamın hastalığı nedeniyle ölüme doğru yürürken yaptığı sorgulamaları ve bu süreçte çevresindekilerin onun bu durumuna nasıl tepki verdiğini anlatıyor. İvan İlyiç’in saygı gören bir işi, toplum tarafından onaylanmış ama mutsuz bir evliliği ve eğitim masrafları için çalıştığı iki çocuğu var. Yani toplumun uygun gördüğü kalıba uyan bir hayat sürüyor ve yaşamını bu kalıplara sadık kalarak geçiriyor. Kendisine hiçbir zaman hayatının anlamı, ölüm, varoluşunun amacı gibi derin sorular sormuyor. Sonrasında ağır bir hastalık onu ele geçiriyor ve ölüm iki adım ötesinde bekleyerek son günlerini yaşamaya başlıyor. Bu süreçte geçmiş hayatında onu ölüm düşüncelerinden uzaklaştıran, üzerini örten, yok eden ne varsa hiçbiri işlevini yerine getirememeye başlıyor. O zaman fark ediyor kendisine hediye edilmiş, sonsuz ihtimallere sahip bu muhteşem yaşamı ne kadar boşa harcadığını. Ölüm kesin bir hükümken, ondan uzak durarak yaşanılan bir hayat aslında birçok insan için ilişkilendirilebilir bir durum. Bu yüzden bu kitap insanlar için muhteşem uyarıcı bir hikaye. İvan İlyiç, hastalanıp yakında öleceğini anladıktan sonra şöyle haykırıyor: “Ölüm! Evet, ölüm! Hiçbiri bilmiyor. Bilmek de istemiyor. Vur patlasın çal oynasın! Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onların da başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyorlar. Aşağılık yaratıklar!” Herkes öleceğini bilir ama bir şeyi teorik olarak bilmekle bunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmek arasında büyük bir fark var. İşte burada, İvan gibi ölümün anlamını tam olarak kavramak, insanın hayatını anlamsız ve önemsiz şeylere harcamaması için gerekli olan o aciliyeti hatırlatıyor. Bu kitabı sevdim çünkü ölümü etrafına haykıran karakterleri kendime yakın hissediyorum.
Reklam
Your consciousness is a totally bless for me!!! ❤️

Melike Zeynep Akış

@melikemza7
·
The story follows a 50-year-old architecture professor, Asterios Polyp, who begins to redirect his life and revisit his past after his house burns down. I bought this book because it was said to be one of the greatest graphic novels ever made—and I’m so glad I did. Reading Asterios Polyp was a profound experience. Mazzucchelli did an incredibly detailed and thoughtful job—with character-based designs, expressive linework, and colors that perfectly reflect each personality. Mazzucchelli’s delicate attention to human emotion and contradiction reminded me of how consciousness itself is built layer by layer. Sometimes I wonder whether the depth of my own consciousness is a blessing or a curse because it often causes me to suffer. But a book like this comes along, then I see the beauty created by the depth of consciousness and feel quietly grateful for being able to sense it. I’ve already read this book twice, but I’d love to read it again—and think even deeper about it.
Osman Keskioğlu – Siyer-i Nebi Üzerine Notlar
Okuma Tercihimin Sebebi Bu kitabı yurtdışı seyahatimde okudum. Kısa bir yolculuktu ve internetin çekmeme ihtimalini ya da bağlantı sıkıntılarını düşünerek, hem toparlayıcı hem de hızlı akan bir dini metin seçmek istedim. İçerik ve Üslup Kitap, Hazreti Peygamber’in hayatını, Müslümanlığın doğuşunu ve o süreci yalın ve anlaşılır bir şekilde aktarıyor. Dilinin sadeliği sayesinde kolayca okunabiliyor ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Siyer Alanındaki Yeri Eser, siyer literatüründe derinlemesine analizlerden ziyade genel bir çerçeve sunuyor. Bu özelliğiyle özellikle konuya yeni başlayanlar için uygun bir temel oluşturuyor. Genel Değerlendirme Ben severek okudum. Siyerin ne olduğunu öğrenmek, İslam’ın doğuşunu genel hatlarıyla kavramak isteyen herkes için faydalı bir kitap. Müslümanlığı ve İslamiyet’in özünü tanımak adına değerli bir başlangıç eseri olduğunu düşünüyorum.
1000Kitap

Serhat Akış

, bir kitap okudu
Puan vermedi·148 syf.·
2025 13. kitabı
Osman Keskioğlu
8.8/10 · 740 okunma
İhsan Oktay Anar – Suskunlar Üzerine Notlar
Puan vermedi·269 syf.··
2025 7. kitabı
Dil ve Üslup Romanın dili eski Osmanlı Türkçesi’ni çağrıştırıyor. Özellikle “â” gibi şapkalı harflerin sık kullanımı günümüz Türkçesinde alışık olmadığımız bir yoğunlukta. Bunun yanında eser, musiki, tıp, para gibi alanlardan sayısız teknik terimle örülü. Böylece yalnızca bir tarih anlatısı değil, bir dönemin canlı bir fotoğrafı karşımıza çıkıyor. Tarih kitaplarında göremeyeceğimiz ayrıntılar romanın satır aralarında saklı. Dinin Kültürel Yeri Askerlikte bitirdiğim bu roman için öncelikle İhsan Oktay Anar’ı tebrik etmek istiyorum. Çünkü İslami kültürün üslubunu romana bu denli içkin kılmak, Türkiye’de edebiyat adına örnek alınması gereken bir tavır. Din, kültürümüzün vazgeçilmez ve reddedilemez bir parçasıdır. Batılı yazarlar da romanlarında, inansalar da inanmasalar da, Hristiyanlık kültürünü işlerler. Bizde ise din çoğu zaman edebiyatın ve sanatın dışına itilmiş gibidir. Oysa din demek hayat demektir. Bu roman, bu açıdan da değerli. Musiki Ana Eksen Kitap müzik merkezli bir kurguyla ilerliyor. Benim müzikle ilişkim dinlemekle sınırlı olsa da Osmanlı döneminde ne kadar çok çalgı ve makam bulunduğunu öğrenmek beni şaşırttı. Hem icracıların hem dinleyicilerin zevki, çeşitliliği ve derinliği hayranlık uyandırıcı. İhsan Oktay Anar’ı okumak, makro tarihten mikro tarihe geçmek gibi; satırlarda Osmanlı’nın zengin kültürü akıyor. Adeta bir tarih dizisi izliyormuşsun hissi uyandırıyor. İroni ve Romanın Adı Kitabın adının Suskunlar olması ilginç; çünkü müziği anlatan bir roman okuyoruz. Ama bu ironide bir derinlik var: sessizlik ve müzik arasındaki ilişkiyi düşündürüyor. Karakterler ve Anlatı Dünyası Romanda çok sayıda karakter yer alıyor. Benim favorim Davut’tu: işinde gücünde, mücadeleci, orta hâlli bir delikanlı. Çetelerin, çocukları kullanarak iş çevirmesi günümüzdeki
Edebiyat
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Reklam