Dünyaca ünlü bir yazar olan Murakami’nin bu deneme türünde kendi mesleğine dair anlatım yaptığı eser hem standart okuyucu hem de bu mesleği profesyonel anlamda yapmak isteyenler için çok önemli ve değerli bir yapıt.
Murakami için tehlikeli bir kitap çünkü biz bir kitap okuduğumuzda ya da müzik dinlediğimizde ya da başka bir sanat eseri ile vakit geçirdiğimizde onu yapan sanatçıyı aslında çok farklı bir yere koyup onu idealize eder ve ona bir çeşit tanrısallık affederiz. Ama o sanatçıyı güçlü ve zayıf yönleri ile tanıyınca, onun da bizim gibi üzülen, sevinen, bozulan, kırılan, insani her türlü özelliği gösterdiğini görünce ve onda sevmediğimiz bazı yanlar fark edince bu tanrısal sihri bozulabilir ve ister istemez var olan esere bakış açımız değişir. O yüzden ben mesela sevdiğim yazarları yakından tanımak istemem.
Evet bu dürüstlük iyi bir şey ama kötü olan şey Murakami'ye karizma anlamında zarar verebilir. Yine de bu eserin çok değerli olduğunu düşünüyorum.
Murakami'nin roman yazmaya karar verdiği anı kendisinden dinleyerek yazıyı bitirelim..
"Hiroşima’nın ilk atıcısı sanırım Satoşi Takahaşi’ydi. İlk atışı yapınca Hilton onu sola doğru güzelce karşıladı, ikinci tabana gönderdi. Sopanın topa değdiği andaki o haz veren ses Cingu Stadı’nda yankılandı. Etraftan şak şak diye alkış sesleri duyuldu. O sırada hiçbir mantığı, hiçbir temeli olmadan, bir anda şunu düşündüm: “Ben de roman yazabilirim.” O zamanki hissimi şimdi bile net bir şekilde hatırlıyorum. Gökyüzünde bir şey pırıl pırıl parlayarak düşmüş, bana doğru inip elimle güzelce tutmuşum gibi bir histi. O şey nasıl olmuştu da tam benim avucumun içine düşmüştü, nedenini bilmiyordum. Ne o zaman biliyordum bunu ne de şimdi biliyorum. Ancak nedeni ne olursa olsun böyle bir şey olmuştu işte. Bu şey, böyle ifade etmek