Babam ikimize incir sunuyor:
-Bu kadar güzel yemişler varken, insan nasıl ölmeyi düşünür?
diyor.
(Sözlerindeki gerçekliği bugün bile anlayıp anlamadığımı bilemiyorum.)
Deliliğin derin boyutunu tanıyorum,diyorum. Akıl ve delilik arasındaki o ince çizgiyi. Önümde açılan puslu Akdeniz’in gökyüzüyle birleştiği ufuk çizgisi gibi. Denizin nerede bittiği, gökyüzünün nerede başladığının belirlenmediği sınır çizgisi gibi. Artık kimse karşıma çıkıp, bana bencil olduğumu söylemesin. Her “ben” bencildir, her “kır” kırsal olduğu gibi.