Leyla

Leyla
@Drleyla
O, dünyanın en pis kokan yerinde kokusuz olarak doğmuş olan, çöpün, çamurun, kokuşmanın içinden gelen, sevgisiz büyümüş, sıcak bir insan ruhu olmadan sırf inatçılığından ve iğrentisinin verdiği güçle yaşayan, ufak, kamburu çıkmış, topallayan, çirkin, herkesin sırt çevirdiği, içi de dışı da mendebur Jean-Baptiste Grenouille kendini dünyaya sevdirmeyi başarmıştı. Sevdirmek, de ne demek! Âşık olmuşlardı ona! Hayrandılar! Tapıyorlardı! Prometheus'a özgü bir işi başarmıştı. Öbür insanların isteyip istemedikleri bile sorulmadan beşiklerine konduğu halde bir tek kendisinden esirgenmiş tanrısal kıvılcımı, inadı ve eşsiz yeteneğiyle ele geçirmişti. Bununla da kalmıyordu. O kıvılcımı aslında kendisi, kendi içinde çaktırmıştı. Prometheus'tan da büyüktü. Kendisine öyle bir hale yaratmıştı ki, şimdiye kadar hiç kimsede olmadığı kadar parlak ve etkileyiciydi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çünkü -diyordu Richis- bütün kurbanlar tek tek bireyler değil de yüksek bir ilkenin parçaları olarak görülür ve idealist bir yaklaşımla, birey olarak taşıdıkları niteliklerin kaynaşıp tek bir bütün oluşturduğu düşünülürse, bu kızlar gibi mozaik taşlarından ortaya çıkan şey doğrudan doğruya güzelliğin resmi olacaktır, bu resmin yayacağı büyü de insansal değil tanrısal türden bir büyüdür.
R. M. Renfield, yaş 59. İyimser tabiat, güçlü fizik, marazi derecede heyecanlanma, sabit fikirle sonuçlanan hüzünlü dönemler, buna bir anlam veremiyorum. Tahmin ediyorum ki bizzat iyimser tabiat ve rahatsız edici etkiler nihayetinde zihinde tamamlanan bir sonuca erişiyor; muhtemelen tehlikeli bir adam, eğer bencil değilse büyük ihtimalle tehlikeli. Bencil kişilerde temkin, hem düşmanları hem kendileri için güvenli bir zırhtır. Bu noktada düşündüğüm şey, sabit fikir özbenliğin kendisiyse, merkezcil kuvvetin, merkezkaç kuvvetle dengelendiğidir. Sabit fikir bir görev, bir dava vs. haline gelirse, ikinci kuvvet daha büyüktür ve bunu ancak rastlantı ya da bir dizi rastlantılar zinciri dengeleyebilir.
Üç bin yılın hesabını göremeyen Karanlıkta yolunu bulamaz, Günü gününe yaşar ancak. Goethe
Eduard bu tür tartışmalardan bıkmış usanmıştı. Bu insanlar kendilerini bir akıl hastanesine kapatmışlar, dünyayı kurtarmaya kalkıyorlardı; tabii en ufak bir riski göze almaksızın. Kimi fikirleri ne kadar kullanışlı olursa olsun, dış dünyada gülünç duruma düşeceklerini pekâlâ biliyorlardı. Herkesin her konuda fikri vardı, yalnızca kendi dediklerinin doğru olduğundan kuşkuları yoktu. Günlerce, gecelerce, haftalarca, yillarca konuşur dururlar, iyi ya da kötü herhangi bir düşüncenin, ancak biri onu uygulamaya koymaya kalktığında var olabileceği gerçeğini göz ardı ederlerdi.