Gerçek bir Fetih..
Bütün müslümanlar Mekke'ye girince gülüm Kâbe 'ye ilerledi, kutsal mabede, Allah'ın evine. Dosta kavuşmak gibi, vuslata erişmek gibiydi .
Kasvâ'nın üzerindeydi ve mübarek başında Yemen işi siyah bir sarık vardı. Sarığın bir ucunu iki omzunun arasına salıvermişti. İçinden neler neler geçiriyordu. İşte burası sırtına deve işkembesini koydukları yerdi; şurada tartaklanmış,şurada Bilal 'in " Ehad!..Ehad!" feryatlarını duymuştu. Hıçkırmak veya gülümsemek? Birincisi insandan ikincisi Rahmân 'dan. Elbette gülümsemeyi seçti. O rahmet peygamberiydi. Haşmet ve vakar içinde ama tevazuyla,bir taraftan kendisine bu günü gösterdiği için Allah'a hamd, diğer yandan minnet ve şükrünü arz ederek...
Şahit ol yâ Rab!
Şahit ol yâ Rab!
Şahit ol yâ Rab!
Ve ansızın bir feryat koptu. Ezel kadar eski ve ebed kadar yeni olan din tamamlanmıştı. Ağlayanlar,hıçkıranlar , tekbir getirenler, salavat ve telbiye okuyanlar... Herkes gibi benim de içimi bir hüzün kapladı. Gülümün sözleri bir vedâyı dillendirmişti. Yüreklere hasretin çöktüğü andı. Biliyordum, hiç kimse birbirine dillendirmese de hepsi Allah elçisinin ömrünün sonuna geldiğini düşünüyorlardı....
Gözyaşları ile okudum bu kadar güzel bir anlatım olamaz. Evet gerçekten roman tadında dümdüz bir siyer beklemeyin . Bülbül anlatıyor siz dinliyorsunuz bülbülün dilinden sevgisi , hüznü, merakı, heyecanı.. Önceden siyer okumuş olursanız daha lezzetli olur. Bir çok kaynaktan alınarak, kendine özgü anlatımı ile gönüllere dokunan bir siyer olmuş.
Kendimi o kadar sorguladım ki okurken. Ümmetiz acaba ne kadar? Ne kadar tanıyoruz en çok sevmemiz gereken sevgiliyi ? Daha ayrıntılı siyer okumaya teşvik edici bir kitap. İyi ki yoluma çıktı ve okudum.
580 sayfalık bir kitap ama sıkmıyor nasıl bittiğini anlamadım bir solukta