Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
Murakami ile ilk tanışmam Haşlanmış Harikalar Diarı ve Dünyanın Sonu adlı kitabıyla olmuştu. İlk defa bir Japon yazar okuyacaktım. Klasik olarak beklediğim bazı konular vardı romanda: Japon kültürüne ait unsurlar, kültürlerinin romantizmle yoğrulması, felsefelerinin yaşamla birleştirilip okura verilmesi gibi... Şakin Haşlanmış harikalar diyarını okurken istediğim şeyin bu olmadığına karar verip yaarıda bırakmıştım. Murakami'ye ise otomatik olarak önyargı beslemiştim.. Ta ki Sınırın Güneyinde , Gneşin Batısında 'ya kadar. Uzun bir süre kitap okumaktan mahrum gözlerim kitabın ilk sayfasıyla karşılaştıktan sonra adeta bayram havasına kapıldılar. İlk cümlesinden, son cümlesine kadar, bir elim hep kalbimde kaldı.. Her bir cümlesinde, her bir monologta, her bir karakterde ve her gelişen olayda " işte bu!" dedim. Aradığım şey, yaşadığım şey, istediğim şey, anlatmaya çalıştığım şey tam olarak bu! "İnsan gerçekten hayatında sadece bir kişiyi mi sevebilir, sonradan tanıştıkları ilkinden birer parça taşıdığı için mi hayatına girer, yoksa hayatımıza aldığımız ayrı ayrı her bir kişi , insanın sonsuz ruh alemi ve kestirilemez varlığının değişkenliğinde ona farklı hissettirdiği için mi severiz ve hayatımıza ortak ederiz?
Yoksa, küçüklükten inşa edilen benliğimizde yaşadıklarımız, romantik ilişkilerimizi büyük ölçüde gerçekten mi etkiliyor? Ve sadece bir kişi mi var hayatta o büyük ölçüdeki farkı bziim için doğal bir şekilde yaratacak? Birilerini ne için, nasıl, ne derecede, neden severiz? Kitaptaki ana karakterimizin her yüzde Şimamato'yu araması, ona ulaşamayınca hayatına aldığı her kadında ondan izler bulmaya çalışması ama tam olarak aradığını bulmaadığı halde yine de bırakıp gitmemesi, o kişileri ona başka türden iyi hissettirdiği için hayatında tutması... Ama bir şeylerin
Süveyda, insanın manevi varlığının ve idrakinin merkezi imiş. Kalbin tam ortasında bir kan pıhtısı, siyah nokta. Bütün kan dolaşımının ve bütün akışların merkezi. Kan damarlarda dönüp dolaşıp yine oraya gelirmiş.