Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız,8 hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?
İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır? Hele bunu yapmak fırsatı, birtakım ince hesaplar dolayısıyla, ancak muayyen bazı kimselere karşı kendini gösterirse.
Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
Orhan Kemal’in bu romanı insanın içine sessizce yerleşen, bittikten sonra bile uzun süre etkisini kaybetmeyen eserlerden biri oldu benim için. Başta sıradan bir aile hikâyesi gibi başlayan roman, ilerledikçe insanın içini parçalayan bir yalnızlık, ihanet ve vicdan hikâyesine dönüşüyor.
Roman boyunca en çok Nazan’ın yaşadıkları canımı yaktı. Evet, fazla saf, fazla boyun eğen bir kadındı. Belki biraz daha güçlü olsa hayatı başka türlü olabilirdi. Ama yıllarca ezilen, aşağılanan ve değersiz hissettirilen insanların bir noktadan sonra kendilerini gerçekten “yük” gibi görmeye başlamasını çok acı biçimde hissettiriyor Orhan Kemal. Nazan’ın oğlunun karşısına çıkamaması sadece korku değil; kendi sefaletinden utanmasıydı.
Mazhar ise romanın en trajik karakterlerinden biri bence. Çünkü kötü doğmuş biri değil ama zayıf bir karakter. Annesinin etkisinden çıkamayan, karısına sahip çıkamayan, hayranlık duyulmaya ihtiyaç duyan bir adam. Jale’yle ilişkisinde bile asıl yıkıcı olan Jale değil, Mazhar’ın acımasızlığıydı. Karısını yalnız bıraktı, ihanet etti ve sonunda Nazan’ı kendi hayatından sessizce sildi. Aslında yuvayı yıkan kişi Jale değil, Mazhar’ın korkaklığı ve vicdansızlığıydı.
Jale karakteri ise romanın en şaşırtıcı insanlarından biriydi. Toplumun gözünde “bar kızı”, “evli adamla birlikte olan kadın” gibi görülebilecek bir karakterin, namuslu geçinen çoğu insandan daha vicdanlı çıkması çok çarpıcıydı. Nazan’a gerçekten acıyan, sahipsiz çocuğa kol kanat geren, bazı anlarda romandaki en insani davranışları gösteren kişi oydu. Orhan Kemal burada toplumun ahlak anlayışını da sorguluyor aslında. Çünkü gerçekten kötü olanlar bazen namazında, tesbihinde, saygın görünen insanlar olabiliyor.
Hacer Hanım karakteri beni en çok öfkelendiren kişi oldu. Sürekli din, namaz, tesbih içinde
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma