Ece

Ece
@Ecessrt
Okumak güzeldir Ve şunu bilin anı yaşamakta önemlidir
''Belki de... İnsan en büyük utancı... Kendine en yakın hissettiği kişilere karşı duyar.''
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·80 syf.··
2020 5. kitabı
korku.... İnsana her şeyi yaptırabilecek kadar güçlü bir düşman... kitabı okuyup bitirince bu düşmanın gücüne şahit oluyorsunuz. yine bir Zweig kitabı ve yine mükemmel tahlil gücü. ben bu kitapları okuyup bitirince bir erkek diyorum nasıl oluyor da bir kadının duygularına bu kadar hakim olabiliyor. Hemen hemen tüm kitaplarında çok sağlam tahlillere yer veren zweig kadın ruhunu en ince detayına kadar okuyucusuna hissettiren ve hatta yaşatan bir yazar . bu eserinde de bize sunduğu yine aynı şey. psikolojik yönü ağır olan bir eser. İnsan en çok korkunun kendisinden korkar. Ve bu korku insana yapmayacağı şeyleri dahi bir çırpıda yaptırıverir. Ve yine aynı korku insanın elindeki şeylerin aslında ne kadar değerli olduğunun da farkına vardırır. kahramanımız Bayan Burjuva sekiz yıllık evliliği boyunca elindeki hiç bir şeyin kıymetini bilmeden hayatını yaşamaya devam eder. Karşısına bu durağanlıktan sıyrılabileceği ve hayatına heyecan katacağını düşündüğü bir ilişki yaşayana kadar da hiç bir şeyin farkında değildir. Lakin bu gizli ilişkinin bir tanığı vardır, bu tanık Bayan Burjuvaya müthiş bir ders verir. Aslında monoton olarak devam eden evliliğinin ne kadar değerli olduğunu o zaman idrak ediyor. ve yine bu idrakin temelinde yatan şeyin "KORKU" olduğunu görüyoruz. o halde bakalım neler yaşamış kahramanımız. Kısacık, akıcı ve müthiş tahlilleri ile sizi sürükleyecek bir eser daha tavsiye ediyorum. keyifli okumalar
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022125,1bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2020 16. kitabı
Cengiz Aytmatov’dan kendi coğrafyasının izlerini taşıyan bir roman Gün Olur Asra Bedel. Okurken bölge insanının alışkanlıkları, atasözleri, günlük konuşma içerisinde yer verdikleri bazen şiirler bazense deyimler, yöreye özgü tanımlamaları hakkında bir şeyler öğrenmek oldukça keyifliydi. Bize yakın bir kültürün izini sürmenin keyfini çıkardım okurken. Tabi bir yandan da “Sovyet rejimi”nin insanlara yansımasının boyutları var ne yazık ki! Bu sistemin zorbalığının hafızalarda birer hayalden öte gitmeyen halini, gerçeği ya da muhtemel olanı detaylandırarak gözler önüne sermiş Yazar. Yazar’ın hikayeye yakın bir anlatım tarzı var ve romanlarının konularına uyum sağlıyor. Romanın geçtiği coğrafyada dilden dile yayılan efsaneler de romana ilave edilince, konu pekiştiği gibi, okura farklı bir keyif yaşatılıyor. Efsaneler; türküsüyle, sazıyla, sözüyle, şiiriyle, yörenin alışkanlıklarıyla, deyimiyle, atasözüyle anlatılmış. Efsaneleri okurken kimi zaman uyumadan önce babasından ya da annesinden masal dinleyen bir çocuk gibi hissediyor, kimi zamansa anlatılanları öylesine yakın hissediyor ki, sanki bir yere gizlenmiş ve olanları izliyor gibi oluyor insan. Konuda eyleme geçmemiş olmasa da, düşüncede var olan ihanet, okurun roman kahramanına kızgınlık duymasına yol açıyor açmasına ancak romanda yaşanan arkadaşlıkları, sevgiyi, fedakarlıkları ve vefayı önemsememenin romana haksızlık etmek olacağını düşünüyorum. Güzel bir roman, tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201756,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2020 7. kitabı
Kitap bir pilotun uçağıyla kaza yaparak sahra çölüne inmesiyle başlıyor ve pilotumuzun yolu Küçük Prens ile kesişiyor. Kitap hakkında yaptığım araştırmalar sonucu farkettim ki, asıl mesleği pilot olan yazarımız Küçuk Prens kitabındaki kahramanımız pilot ile bize iç dünyasının kapılarını açıyor. Aslında pilotun karşılaştığı “küçük kişi” hepimizin içinde saklı duran çocuk belki de yetişkinliğin verdiği ağırlıkta ihtiyaç duyduğumuz özümüzdür. Kitabımız bu “Küçük” kahramanımızın kendi gezegenini hatta gülünü bırakarak tek tek diğer gezegenleri dolaşmaya başlamasıyla devam ediyor. Küçük prens gittiği gezegenlerde yeni insanlarla tanışır. Bunlar sırasıyla Kral, Kendini beğenmiş adam, sarhoş, iş adamı, bekçi, kaşif, demir yolu makasçısı ve satıcıdır. Bu insanlar aslında günlük hayatımızda hepimizin karşılaştığı belki bizlerin de onlardan biri olduğumuz yetişkin tiplerini temsil ederler, bencil, materyalist, hükmetme arzusuyla yanan… Kitabın en çok sevdiğim yanı ince bir dille “büyüklerin” monoton, bencil ve hayal gücünden yoksun hayatlarını eleştirmesidir. Bunu kitapta çok beğendiğim bir paragrafı alıntılayarak açıklamak istiyorum. “Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.” Yazarın bu paragrafta anlattıkları bana o kadar tanıdık geliyor ki,
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Nilüfer Yayınları · 2025280,2bin okunma