TerraNoctis

TerraNoctis
@EchoAether
Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Hatırlayan varsa yazabilir mi?
Yazı benim değil ama buradan da yazarak arayayım dedim kopyalayarak. Bende bayağı merak ediyorum kitabı. Alıntı aslında çocukluk yıllarımdan hayal meyal aklımda kalan ama adını hatırlamadığım, hatırladığım kadarıyla internete yazdığımda da sonuç alamadığım bir kitap var. 1995 yılında bana hediye edilmişti, bacağımı kırdığım için "geçmiş olsun hediyesi" olarak gelmişti. ben o zaman henüz okula başlamamıştım, dolayısıyla okuma yazma da bilmiyordum. annem okurdu bana. karakterimiz küçük bir kızdı, adı da ömre idi. sokakta bir kedi bulup, alıp evine getiriyordu. yanlış hatırlamıyorsam kedinin adını da pıtırcık koymuştu. sonra kediden pire bulaşıyordu ömre'ye. hatırladıklarım bunlardan ibaret. sonra taşındık vs. ben o yıl okula başladım, okuma yazma öğrendim ama kitap bir şekilde kaybolmuş. hatırlayan, bilen var mıdır? Alıntı
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

TerraNoctis

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.·
2025 27. kitabı
Samed Behrengi
8.5/10 · 10,4bin okunma
Elbette benim yerim aydınlık ve kusursuz dünyadaydı, anne ve babamın çocuğuydum ben; gel gelelim gözümü nereye çevirsem, nereye kulak kabartsam öbür dünyayı algılıyordum, çoğu kez bana yabancı gelmesine, beni hep tedirgin etmesine, içimi korku ve vicdan azabıyla doldurmasına karşın, öbür dünyada da yaşıyordum. Hatta yasak dünyada yaşamaya can atıyordum bazen; çoğu kez bu dünyadan aydınlığa geri dönüş istediği kadar zorunlu ve iyi bir şey olsun, yine de bana daha az güzel, daha sıkıcı ve daha ıssız bir yere dönüş gibi geliyordu. Bazen biliyordum ki, yaşamdaki amacım annemle babama benzemek, onlar gibi aydınlık ve temiz, üstünlük duygusuyla donatılmış biri olmaktı. Ne var ki, o zamana değin uzun bir yol vardı geride bırakılacak, o zamana değin okullarda pineklemek, ders çalışmak, testlerden geçmek ve sınavları vermek gerekiyor; izlenecek yol da hep öbür karanlık dünyanın yanı başından, hatta hemen içinden geçiyordu; üstelik bu dünyaya dalıp dışarı çıkamamak, içinde gömülüp gitmek hiç de olmayacak şey değildi.
Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hiçbir insan yüzde yüz kendisi olamamıştır, ama yine de herkes gücü yettiğince ilerler bu yolda, kimi biraz daha gözü açık kimi biraz daha gözü kapalı. Herkes kendi doğumuna ilişkin artıkları, bir ilkçağ dünyasının sümüksü cismini ve yumurta kabuklarını sonuna dek sürükleyip götürür kendisiyle. Kimileri vardır, hiçbir vakit insan aşamasına erişemez; kurbağa olarak, kertenkele olarak, karınca olarak kalır.Kimileri de vücutlarının belden yukarısıyla insan, belden aşağısıyla balıktır. Ama her biri doğanın insan doğrultusunda bir yaratısıdır. Çıkıp geldikleri kaynak ise ortaktır hepsinde: anneler. Hepimiz aynı derinliklerden çıkıp geliriz, ama bir taslak, derinliklerden çıkıp gelen bir yaratık olarak her birimiz kendi öz amacımıza varmak için uğraşıp didiniriz. Birbirimizi anlayabiliriz, ama kendimizi ancak kendimiz açıklayıp yorumlayabiliriz.
Edebiyat
Eğer bir kezliğine insanlar olarak daha fazla bir değer taşımasaydık, içimizden her biri bir filinta kurşunuyla gerçekten saf dışı edilebilseydi, yaşamöykülerini kaleme almanın hiçbir anlamı kalmazdı. Ne var ki, her insan yalnız kendisi değil, aynı zamanda bir kezliğine, tamamen kendine özgü, her bakımdan önemli ve dikkate değer bir noktadır. Öyle bir nokta ki, dünyanın tüm olayları kesişir burada; bir kezliğine, bir daha asla yinelenmeyecek bir kesişimdir bu. Dolayısıyla her insanın öyküsü önemlidir ve dünya durdukça yaşayacak Tanrısal nitelik taşır, her insan yaşadığı ve doğanın istemini yerine getirdiği sürece olağanüstüdür, her türlü dikkat ve ilgiye layıktır. Her insanda ruh bir ete, kemiğe bürünmüştür, her insanda bir canlı acı çeker, her insanda bir Kurtarıcı çarmıha gerilir.
Edebiyat