Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Anlaştık, şu halde -diyorum- bunda anlaştığımızı sanıyorum... en gerçek insan realist, en res, en nesne olandır, yani en sorumlu adaının -çalıştığı kadar vardır - var olmak isteyenin ya da var olmamak isteyenin yaratıcı olduğunu gösterdik. Kant gibi, kendiliğinden diyebileceğimiz bu insan, bu istençli ve ideal insan -düşünce, istenç ya da güçten oluşmuş insan- fenomenal, dış görünüşlü ve rasyonel bir dünyada, gerçekçi denilenlerin dünyasında yaşamak zorundadır. Ve yaşamın düş olduğunu düşlemelidir. Bu insanların birbirleriyle çarpışmasından trajedi, komedi, roman ve nivola ortaya çıkmaktadır. Ama gerçeklik içten alandır. Ne perde süsleri, ne dekorlar, ne giysiler, ne doğa görüntüleri, ne mobilyalar, ne öykülemeler, ne şu ne bu... gerçekliği oluşturur.
Ama bir aydın Yankee olan Oliver Holmes'tan başka bir yol seçmek zorundayım. Diyorum ki, bizde her birimizin Tanrı için olandan başka -hepimizin Tanrı için olduğumuzu kabul ederek- başkaları için olandan ve olduğu sanılandan başka, o olmak isteyen vardır. Bu sonuncusu herkesin olmak istediği "onun derinliklerindedir , gerçekte, gerçek olan yaratıcının içindedir. Göğsündedir. Olduğumuz o sayesinde değil de, olmak istediğimiz o sayesinde kurtulacağız ya da yitip gideceğiz. Tanrı bir kişiyi sonsuza dek olmak istediği kimse olmak zorunda bıra karak ödüllendirecek ya da cezalandıracaktır.
O halde tıpkı etten kemikten oluşmuş gerçek insanlardaki gibi, anlatı veya öyküsel ya da möyküsel kurgudan oluşmuş insanlarda da var olmak isteyenler ve var olmak istemeyenler vardır. Ve var olmamayı isteyen mistençli kahramanlar vardır.
Ama daha ileri gitmeden, var olmayı istememekle var olmamayı istemenin aynı şey olmadığını açıklamak istiyorum.
Gerçekten de ikisi olumlu olan dört durum vardır: a) var olmayı istemek; b) var olmamayı istemek ... İki de olumsuz: c) var olmayı istememek; d) var olmamayı istememek.
Tıpkı Tanrının olduğuna İnanmak, Tanrının olmadığına İnanmak, Tanrının olduğuna inanmamak ve Tanrının olmadığına inanmamak gibi. Olmak istemeyenden şiirsel bir yaratı ya da roman güçlükle çıkar; ama var olmamak isteyen birisinden, evet. Ve var olmamak isteyen kuşkusuz yoktur, bir intihar söz konusu.
Var olmamak isteyen, bunu var olarak ister.
Bir insanın içten gerçekliği, gerçek gerçekliği, sonsuz gerçekliği, şiirsel ya da yaratıcı gerçekliği hangisidir? Bir insan ister etten kemikten olsun, isterse kurgu dediğimiz türden olsun aynıdır. Çünkü Don Quijote Cervantes kadar gerçektir; Hamlet ya da Macbeth Shakespeare kadar gerçektir, benim Augusto Perez'im de bana o sözleri söylemekte haklıydı belki, - romanım (ama ne roman ya! Sis' e bakın, s. 199-200)- benim öyküm dahil, sizin öykünüzün ve başkalarının öykülerinin dünyaya gelmeleri için bir bahaneden başka bir şey değildim.