Biri bize Dostoyevski’nin insanı hemen her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlamasının anlamını sorsaydı derdik ki: Evet ,insan neredeyse her şeye alışır ama bunun nasıl olduğunu bize sormayın.
Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar ,zayıflık güçten doğar.
Düzen ya da düzensizlik sayıdadır. Cesaret ya da korkaklık tavırdadır.
Güçlük ya da güçsüzlük görünümdedir.
Elizabeth küçük düşmüştü,acı çekiyordu;tövbe ediyordu, neye olduğunu bilmese de. Onun sevgisini kıskanıyordu,sevgisini hissetmeyi artık umut edemese de.
Tecrübeyle biliyordu ki,hiçbir ölüm vakası,gerçek aktüalitesi içinde,yani geçmişe mal olup da muhayyileye hafıza yoluyla girmeden evvel tesirini göstermezdi.
(Bir ölüm olayının insan üzerinde anında tam bir etki bırakmadığı, ancak olayın gerçekten yaşanıp geçmişte bir anı haline geldikten ve zihinde bir tasavvura dönüştükten sonra duygusal etkisini gösterir.)