Elina ile birlikte okuduğumuz Sándor Márai 'nin Buda'da Bir Boşanma hakkında yaptığımız sohbeti siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz.
Galeyan: Şöyle bir soruyla başlamak istiyorum, Grenier, sence katil miydi?
Elina : Zor başladın sanki.
Galeyan : Zor başlayalım sonrası güzel aksın:)
Elina : Bence birinin ölümüne mani olmamak ile o suçu gerçekleştirmek bir noktada aynıdır. Birine yardım edebilecekken etmemiş birine sadece "kayıtsız biri" demek ile yetinmemiz nasıl mümkün değilken doktora da katil değil demek çok mümkün değil.
Galeyan : Bu yaklaşım da çok acımasız değil mi? Bir soru daha sorayım, Kurtarsaydı, "Anna'ya rağmen Anna'yı kurtarmış mi olacaktı?" Yoksa sadece bir insanı ölümden kurtarmış bir kahraman mi olacaktı?
Elina : Anna karakterine nasıl bakıyoruz önce onu bence konuşalım. Anna aslında yargıca aşık olmuş ama yargıcın evlenmesinden sonra da evlenmeye karar vermişti doktorla. Aslında en başından beri bu evliliğe inanmıyor muyuz? Yoksa hayır geçen senelerin sonunda fark edilen ve artık bastırılamayan bir durum olarak mı bakacağız.
Galeyan : Anna evlenmesinden öncesinde Grenier'in aymazlıklarına kendini mahkum etmeseydi ruhunu boğan bu birliktelikten baştan kurtulamaz mıydı?
Elina : Evet kurtulabilirdi bu yüzden her ikisinin de hatası olarak nitelendirilebilecek bir evlilikti onlarınki.
Galeyan : Anna'nın hatası inanmadığı bir evliliğe kendini bırakması o zaman.
Elina : İnanmadığı bir evliliğe kaçması evet. Ama durumun Anna’nın ölümüne izin vermekle olan ilgisi tüm bunlardan bağımsız değil mi? Sordun ya Anna’yı mi kurtaracaktı yoksa bir insanı mı diye?
Galeyan : Bence bağımsız değil şöyle ki; Grenier tüm hayatı boyunca Anna'yı adeta fethetmeye, iradesi dahil her şeyine tamamiyle sahip olmaya çalışan bir adamken, son anda Anna'nın