Kendi hâlimde yaşarım. Sessizce, kimseye karışmadan. Dedikodum yok, derdim kimseyle değil. Ama içimde biriken bir şeyler var. Emek verip bekledikçe, haksızca önü açılanları gördükçe… İçimde sessiz bir yangın başlıyor. Kimseye kinim yok. Herkesin yoluna seviniyorum. Ama kendi yolumda da adım adım yürüdüm ben. Ve hâlâ yürüyorum. Umudumu yitirmeden, kimseye yük olmadan, sessiz ama güçlü bir sabırla.
Ve biliyorum emek hiçbir zaman susmaz.
Yaşamak, bazen sadece dayanmak demekmiş...
Yu Hua’nın Yaşamak kitabı, insanın en ağır yükünü anlatıyor: kayıplarla dolu bir ömrü sürdürmek zorunda kalmak.
Ama en çok da Youqing’in ölümü içime işledi.
Hayatın, bir çocuğu bu kadar kolay ve acımasızca alabilmesi...
Bir baba, oğlunun ölü bedenini taşırken hâlâ yaşamak zorundaysa, insan neye tutunur, neye inanır?
Okudum, sustum, yutkundum.
Ve bir kez daha anladım: Hayatta kalmak, bazen en büyük sınav.