Kesiyorum durduğumuz yeri ortasından
Ey görünüş! Seni bir yerinden hiç anlamıyorum
Dibinde değil ayaklarımın,damarlarında derinliğini orda tutan, ordan harcayan uçsuz bucaksız bir uçurum.
Zamanla değil, bir yerde benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten ağır ağır yanan bir tuğla harmanını billûrdan sarkaçlarıya
Kalbim, serseliğim benim.
Soran: Kendi koşullarını gözlemlemiş olan bir zihin, düşünceyi ve ikiliği aşabilir mi?
Krishnamurti: Çok yalın bir şeyi gözlemlemeyi nasıl yadsıdığınızı görüyor musunuz? Bayım, sinirlendiğiniz zaman bu hal içinde bir fikir, bir düşünce, bir gözlemleyen var mı? Tutku dolu olduğunuz zaman bunun dışında başka bir olgu var mı?
S: Sevginin yönlendirilmiş olduğu bir nesne söz konusu, sevgide ikilik var mı?
K: Bayım, sevgi bir şeye yönlendirilmemiştir. Günışığı size ve bana yönelmemiştir; oradadır.
Gözlemleyen ve gözlemlenen, fikir ve hareket, ‘olan’ ve nesne olması gerektiği burada ikilik vardır, ikiliğin karşıtlığı, ikisini bağdaştırma dürtüsü vardır, ikisi arasındaki çatışma bu alan içindedir, bu bütün bir zaman alanıdır. Bu zihinle zamanın olup olmadığına yaklaşmazsınız ya da onu keşfedemezsiniz..