Zorluklar bazen insanı tutarsızlığa mecbur bırakır ve ondan beklenenin tam aksine tavırlara iter. Gerçekliği inkârın bir yolu da aklın ve mantığın söylediğinin zıddını yapmaktır. Hayatımızı kaplayan yeisten, kara bulutlardan kaçabilmek için gerektiğinde gerçekliğin en yalın ve saf haliyle bile göz göre göre çelişmeyi, çatışmayı yahut onu büsbütün yok saymayı kabulleniriz.
Hayatın en yorucu anları, başkalarının zihninden geçen karmaşık, kötücül, tahripkâr düşüncelere anlam vermeye çalışmaktır. Ağır bir suçluluk duygusunun sizi ezmesine izin verirsiniz.
Çocuklarımız bütün uygarlık cihanından yok olan terbiye, adalet, fazilet ve olgunluk yerine bu zamanın olaylarıyla haşır neşir olan kitaplardan, gazetelerden, sinemalardan eşkıyalık dersi alıyorlar. Her zaman kötü örnek görüyorlar. Torunlarımın bir gün beni dağa kaldırmayacaklarından güvenli değilim. Bu yirminci yüzyıl, birkaç yıl sonra eşkıyalığı gerekli bir spor şeklinde programlarına koyacağa benziyor. Hayriye Hanım, biz o günleri görmeden ölelim. Aslında çok yaşadık. Kurtların içinde ceylan masumluğuyla yaşanmaz. Bundan sonra tırnakları bileyip dişleri sivrilterek, sağa sola sırtlan gibi kabararak yaşanacak.