…Benden çok daha tutkulu bir okurdu ama sadece en az 30 yıl önce ölmüş olan yazarları okumak gibi bir ilkesi vardı. ’’Ancak böyle bir kitaba güvenebilirim’’ derdi. ‘’Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa’’ diye eklerdi.
Hayır, diye düşündüm. Ben tedbirli değildim. Pervasızdım, düşüncesizdim. Bu adam başka bir bıçaktı, bunu hissedebiliyordum. Başka bir türdü ama yine de bıçaktı. Umrumda değildi. Ver şu bıçağı bana, diye düşündüm. Bazı şeyler, uğurlarına kan dökülmesine değer.
Bir yerde uzun zaman kaldığınızda, dünyanın ne kadar büyük ve uçsuz bucaksız olduğunu unutuyordunuz. O enlem ve boylamların uzunluğunu algılıyamıyordunuz.
‘Kendi içimizdeki uçsuz bucaksızlığı da algılıyamadığımız gibi’, diye düşündü Nora.