Elif KAYIŞ

Elif KAYIŞ
@ElifKayish
Çatışan ve çelişen anne babalar karşısında çocuk
Henüz olgunluğa erişmemiş bir varlığın bağlanma beyni eşit güçteki iki yol gösterici etkiye, birbiriyle uyumlu olmayan iki farklı mesaja aynı anda tahammül edemez. İkisinden birini seçmesi gerekir; aksi halde duyguları karışır, motivasyon kaynağı yok olur ve hareket kabiliyeti kısıtlanır. Çocuk hangi yöne sapacağını bilemez. Aynı şekilde, bir bebek gözleri kaydığı için çift görmeye başladığında beyni bir gözünden gelen görsel bilgileri otomatik bir şekilde baskılar. Baskılanan göz görmez.
Sayfa 50
Reklam
Bağlanmanın Altı Yolu
Duyular : Bağlanmanın ilk yolunun hedefi fiziksel yakınlık kurmaktır....Fiziksel yakınlığa duyduğumuz özlem ilk olarak bebeklik döneminde ortaya çıksa da hayatımız boyunca bizi yalnız bırakmaz. İnsanlar ne kadar az olgunlaşırsa, bu temel bağlanma modundan o kadar fazla medet umarlar. Benzerlik : Bağlanmanın ikinci yolu genellikle 2 ila 4 yaş arası çocuklarda sık görülür. Bu yaştaki çocuklar kendilerine yakın hissettikleri insana benzemeye çalışır. Söz konusu insanları taklit ederek veya onlara benzemeye çalışarak aynı rolleri üstlenmeye ve ifade biçimlerini sahiplenmeye çalışırlar....Benzerliğe dayalı bağlanmanın bir başka yolu da özdeşimdir....Kişinin benlik duygusu kendini özdeşleştirdiği varlıkla birleşir. Bu varlık bir ebeveyn de olabilir, bir kahraman, bir grup, bir rol, bir ülke, bir spor takımı, bir rock yıldızı, bir fikir, hatta bir meslek de olabilir....Bir çocuk veya bir yetişkin diğer insanlara ne kadar muhtaç olursa, onlarla o kadar yoğun bir şekilde özdeşleşir. Aidiyet ve Sadakat : Bağlanmanın üçüncü yolu da yine - herşey yolunda giderse - ilk olarak 2 ila 4 yaş arasındaki ve yeni yürümeye başlayan çocuklarda görülür. Bu şekilde bağlananlar için bir insanla yakınlık kurmak demek yakınlık kuracağı insanı sahiplenmek veya onun kendilerine ait olduğunu düşünmek demektir. Önem Arzetmek : Diğer insanlara yakın olma ve onlarla bağ kurma ihtiyacımızı karşılamamızın dördüncü yolu önem arzetmek, başkalarının gözünde değerli olduğumuzu hissetmektir....Bir insanın bize değer verdiğini hissetme arzumuz, özel bir yere koyduğumuz bu insanların gözünde önemli olmadığımızı hissettiğimizde de acı çekmemize neden olur. Bir insanın bize değer vermesini arzu etmemiz, yine o insanın davranışlarımızı tasvip etmediğini belli eden işaretlerin kalbimizi kırmasına neden olur.
Sayfa 43
Bazen tam da böyle olur
Ne demek kulaklık takmak? "Seninle konuşmak istemiyorum." İnsanlar, kulaklarını kapatınca ağızlarını açmalarına gerek kalmadan karşısındakine "git başımdan" demiş oluyor. Hele bir de çantasından kitap çıkarıp okumaya başladı mı... O muhabbet kapısı öldüm Allah açılmaz. Biri kalabalıkta kitap okuyorsa anla ki çevresine set çekmiş, "ben size bakmıyorum, siz de beni görmeyin" diyor.
Sayfa 39
Ne desem, tuhafsayıp onlardan biri olmadığımı belli edecek şekilde bakıyorlar bana. Sonra, taviz vermiş gibi hissediyorum. Kendimle ilgili söylediğim her söz ayrı bir taviz. Canımdan bir parça koparıp masalarına koyuyorum ki bir şekilde aynı sofrada buluşalım. Şöyle bir kokluyorlar, didikliyorlar... Uzaklaşıyorlar.
Sayfa 27