- Yeryüzünden ayrılmak hiç kolay değil, -dedi, usulca. - Evinden ayrılması zor insanın. Köy yıllarımda trene binmek için istasyona doğru yürürken kırk kere başımı çevirip geriye, eve bakardım. Ev dediğin de ne: damı ot kaplı bir kulübe! Ama doğup büyüdüğün yer. Toprağını terk etmek demek, çöllerde yitip gitmek demek
...parkın ağaçları belirsiz, müphem çizgiler halinde göğe yükselirken, onların da gerisinde gün batımının donuk, kederli ışıkları seçiliyordu. Güneş sanki bir türlü batamıyordu. Kenarları günün son ışıklarıyla aydınlanan upuzun bulutlar, gökyüzünün yeşil sularında uzanan birer ada gibiydiler. Birkaç yıldızın ışımaya başladığı gök, yer yer mavi, yer yer kara, onları çevreliyordu. Yaşlı, görmüş geçirmiş dünya tam bir sessizlik içindeydi.