📚 Küçük bir okur testi
Bu kitaplardan kaçını okudunuz?
• Suç ve Ceza
• 1984
• Kürk Mantolu Madonna
• Simyacı
• Dönüşüm
• Martin Eden
• Uğultulu Tepeler
• Jane Eyre
• Aşk ve Gurur
• İnsan Neyle Yaşar
• Küçük Prens
• Madam Bovary
• Dorian Gray'in Portresi
• Notre Dame'in Kamburu
Ben 10 tanesini okudum.
Sizde durum nasıl? 👇
Dostoyevski, Yeraltından Notlar'ı Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?" isimli romanına bir antitez ve sert bir eleştiri olarak yazmış.
Çernişevski, insanın bir piyano tuşu veya org vidasi gibi, doğa kanunları ve toplumsal çıkarlar tarafından yönlendirilebileceğini, eğitilirse kusursuz bir toplumsal düzenin kurulabileceğini savunur.
Dostoyevski ise “Yeraltı Adamı” aracılığıyla, insanın sırf "piyano tuşu" olmadığını kanıtlamak için her türlü refahı ve mantığı reddedebileceğini, gerekirse deliliği bile göze alacağını söyler.
Dostoyevski’ye göre insan sadece mantıktan ibaret değildir; bazen sırf “kendi özgür iradesini kanıtlamak için” kendi zararına olanı seçebilir.
__“Yalnız şunu da söylemeliyim: Bu kötülüğü bile isteye yapmıştım, ama içimden, kalbimden gelmediğine, muzır kafamın işi olduğuna eminim.“ (syf. 136)
“İnsan refahtan başka şeyi de sevemez mi? Belki ıstıraptan da aynı derecede hoşla-nıyordur?” (Syf. 37)__
Dostoyevski’ye göre insan "iki kere iki dört eder" kesinliğindeki bir dünyada sıkışıp kalmak istemeyen, doğası gereği kaotik bir varlıktır.
__“… zaten iki kere iki dört, hayat değildir bay-lar, ölümün başlangıcıdır.” (Syf. 36)
“İnsanın her şeyi yıkıp kaos haline getirmeyi sevmesi (bazen bunu yapmaktan zevk aldığı inkâr edilemez), üzerinde uğraştığı yapıyı bitirmekten, gayesine ulaşmaktan içgüdüsel olarak ürkmesinden mi kaynaklanıyor yoksa?” (syf. 36)
“Böyle garip nitelikleri olan insanoğlun-dan ne beklenebilir? Önüne dünya nimetlerinin hepsini ser-seniz, başı kaybolana, hatta su yüzüne ufak ufak kabarcıklar çıkana kadar saadet deryasına gömseniz, çalışmaya ihtiyacı olmayacak derecede refahını sağlasanız da, sırf ballı çörekler yiyip yan gelip yatması, bir de insan neslinin kurumaması için uğraşmasını sağlamak için iktisadi refaha kavuştursanız da, sırf
Bir zamanlar bu platform, kitapların dünyasında kaybolmayı seven insanlar için sade, samimi ve odaklı bir platformdu. Ancak son zamanlarda bu atmosfer hızla değişiyor. Platform, sosyal medyanın yüzeyselliğine ayak uydurmak adına yönünü şaşırmış durumda.
Peki, sorun nedir? Sorun şu: Her platform sosyal medyaya benzemek zorunda değildir. Kitap okuyan insanlar, zaten bu hızlı ve yapay akıştan uzaklaşmak için kitaplara sığınıyor. 1000Kitap gibi platformlar da bu sığınaklardan biri olmalıydı. Ama şimdi o da bir “içerik pazarı”na dönüşüyor. Oysa edebiyat, içerik değil; iç dünyadır. Görsellik değil, anlamdır.
1000Kitap ’ın bu yeni hali, “daha çok kullanıcı, daha çok etkileşim” mantığıyla büyümeye çalışırken özünü yitiriyor. Oysa büyümek her zaman iyi bir şey değildir; bazen sadelik, gerçek derinliği getirir. Kitaplarla kurulan o samimi, sessiz bağ; algoritmalarla şekillenen, dikkat ekonomisine kurban edilen bir şeye dönüşmemelidir.
Kendi hedef kitlesine uygun, kitap kültürünü ve edebi düşünceyi destekleyecek türde yenilikler getirilmeli. Örneğin yazar-okur buluşmaları için dijital etkinlikler, tartışma panoları, kitap kulübü öneri sistemleri gibi içerikler gerçekten işlevsel olurdu. Ama ne yazık ki bunun yerine popüler olanı taklit etmeyi tercih ettiler.
Belki artık şu soruyu sorma zamanı gelmiştir: Biz kitapları mı paylaşıyoruz, yoksa kitaplar aracılığıyla kendimizi mi pazarlıyoruz? 1000Kitap