Ana insan hiçbir şeyi gerektiğinden fazla büyütmemeli.Tutukluluğumun başlangıcında en zoruma giden şey,kafamda hala özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı.Mesela birdenbire bir plajda olmayı,denize doğru ilerlemeyi istiyordum.Ayaklarımın altında ilk dalga seslerini,vücudumun suya girişini ve bundna duyduğum ferahlığı Zihni’mden geçirince aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveyordum.Fakat bu düşünce ancak birkaç ay sürdü.Sonraları sadece mahkumlara özgü düşünceler besler oldum.
O zamanlar sık sık şöyle düşündüm;beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki kuru gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım.
Benden daha mutsuz olanlar da vardı.Zaten annem de böyle düşündürdü;sık sık,insanın sonunda her Şeye alışacağını tekrarlardı.
Kitabın bir başka yerinde de şöyle diyordu Campbell:Dışımızdaki değerlerin koyduğu amaçlara ulaşmak için çabalıyoruz ama bu arada içimizdeki değerleri unutuyoruz;hayatımızdaki kopukluk buradan gelmekte.