Elo

Kahhår, Cebbâr, Muntakim gibi celal ifade eden isimler dahi esma-i hüsnanın bir bütün olması ve her ismin diğerlerini de içinde bir nüve olarak taşıması nedeniyle adeta Rahmån isminin farklı bir uygulaması gibidirler. Bir cerrahın radikal bir cerrahi müdahalesi nasıl hayat kurtarma ya yönelik bir girişim ise Rabbimizin celal sıfatları da aynı şekilde bizi günahlardan kurtarmaya veya onların sonuçlarını temizleme ye yönelik sıfatlardır. İsimlerin birbiriyle ilişkisi, diğerlerini potansiyel olarak içinde taşıması yanında her bir ismin kendi zıddı olan bir ilahi isimle bir çift oluşturması şeklinde de tezahür eder. Bu ilkeye insani açıdan bakarsak içimizde birbirine zıt ve tamamlanmamış daireler olarak varlığını sürdüren sevgi nefret, öfke hilm, kaygı huzur, şehvet saygı, hırs cömertlik, gurur tevazu gibi ikilikleri aşıp bütünleştiğimizde (tevhid/birlik bilinci) bir üst varoluş konumuna terfi edebiliriz. Yine de bilmeliyiz ki bu zıtlıklar olmasa insan olamazdık.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
insanın şahsını aşan, bütün beşeriyeti içine alan bir yönü vardır. Esasen bütün ibadetlerin ferdi aşan bir boyutu varsa da, sosyal dengeyi temin yönünden zekât ve sadaka çok farklıdır. Malı mülkü biriktirip depolamak, altını, gümüşü ve parayı yığmak dinimizde câiz görülmemiştir. Bunları mutlaka toplumun istifadesine sunmak gerekir. Bu istifade sadece vermek suretiyle değil, helâl yatırımlar yapmak ve iş sahaları açmakla olmalıdır. İş sahaları açmak, insanlara çalışma imkânı sağlaması yönünden daha da önemlidir. Hadisimizde açıkça belirtildiği gibi, malı mülkü ve parayı atıl bir şekilde elde tutmak vebaldir.
kitabın başından beri bahsettiğim güvensizliklerimiz, öğrenilmiş çaresizliklerimiz ve deli dolu bahanelerimiz var. Çünkü kafamızda şekillendirilmiş asılsız başarı tanımları, sorumluluklar ve kendimize çizdiğimiz sonu belirsiz sınırlarımız var. Çünkü başkalarının bizden daha akıllı, becerikli, şanslı olduğuna dair saçma sapan inançlarımız var. Kimse senden daha "bir şey" değil, sadece güçlü olduğu yönlerini kullanıyor ve oyunu nasıl oynayacağını biliyor. Çünkü kendimizle aramızı düzeltmeyi, bazen oluruna bırakmayı, kendimizi motive etmeyi bilemiyoruz. Bir başkasının bizi motive etmesini, Bir başkasının bizi değerli hissettirmesini, Bir başkasının takdir etmesini, Bir başkasının hak ettiğimiz yaşamı bize hediye etmesini bekliyoruz. Ve yaşam o denli cömert değil, Ve yaşam bizi beklemiyor, biz hareket etmedikçe, o kendince bir yol bulup sessizce kaçıyor, Ve yaşam bize sunduklarının iliklerimize kadar içimize sinmesini umursamıyor.
"Keşke kendime daha mutlu olmak için fırsat tanısaydım." Ware kitabında, çoğu insanın mutluluğun aslında bir seçim olduğunu ölüm anı gelene dek fark etmediğini vurguluyor. Çoğumuz zamanı nasıl da umursamadan anlamsız şeylere harcıyoruz değil mi? Üstelik de bile bile! Mutlu ve tatminkâr bir hayat yerine, rahat yaşayacağımıza inandığımız hayatı seçiyor, orada sıkı sıkıya bağlandığımız alışkanlıklar ve konfor alanları geliştiriyor, sonra da değişimden ölesiye korktuğumuz için bireysel hapishanelerimizde geleceğe dair umutlarımızı kendi kendimize yok ediyoruz.