kitabın başından beri bahsettiğim güvensizliklerimiz, öğrenilmiş çaresizliklerimiz ve deli dolu bahanelerimiz var.
Çünkü kafamızda şekillendirilmiş asılsız başarı tanımları, sorumluluklar ve kendimize çizdiğimiz sonu belirsiz sınırlarımız var.
Çünkü başkalarının bizden daha akıllı, becerikli, şanslı olduğuna dair saçma sapan inançlarımız var. Kimse senden daha "bir şey" değil, sadece güçlü olduğu yönlerini kullanıyor ve oyunu nasıl oynayacağını biliyor.
Çünkü kendimizle aramızı düzeltmeyi, bazen oluruna bırakmayı, kendimizi motive etmeyi bilemiyoruz.
Bir başkasının bizi motive etmesini,
Bir başkasının bizi değerli hissettirmesini,
Bir başkasının takdir etmesini,
Bir başkasının hak ettiğimiz yaşamı bize hediye etmesini bekliyoruz.
Ve yaşam o denli cömert değil,
Ve yaşam bizi beklemiyor, biz hareket etmedikçe, o kendince bir yol bulup sessizce kaçıyor,
Ve yaşam bize sunduklarının iliklerimize kadar içimize sinmesini umursamıyor.