Daha yeni tanıdığım bir arkadaşımın önermesiyle Anna Karenina'ya başlamıştım. Anlattığına göre kitap genel olarak aşk romanı olarak nitelendirilse de içinde birçok konu barındırıyordu. Bende okuyunca bunu gördüm. Kitapta köy hayatı ve şehir hayatı, mutluluk ve üzüntü, hayat ve ölüm gibi birçok çatışma bulunuyor.
Kitabı incelemeye başlamadan önce size bir olaydan bahsetmek istiyorum. Tolstoy'un komşusu Bibikov'un metres olarak yanında bulunan kadın, Bibikov'un başka bir kızla olan ilişkisini hatta evlilik bile düşündüğünü öğrenir. Bunun üzerine tren altına atlar ve intihar eder. Bu olaydan etkilenen Tolstoy, Anna Karenina karakterine böyle yaşam verir.
Çoğu Rus klasiğinde olduğu gibi bu romanda da çok karakter bulunuyor ama ben bazılarına değineceğim.
Kitabımıza ismini veren karakterimiz Anna Karenina siyah bukleleri ve masumiyeti ile büyüleyici bir güzelliğe sahip. Evli ve bir çocuğu olmasına karşın mutlu bir evliliği bulunmuyor ne yazık ki. Yine de neşesi çoğu zaman yerinde. Fakat karakterimiz Vronski adında bir adama tutuluyor. İlk başta güzel bir ilişkileri bulunsa da Anna gittikçe acı çekmeye başlıyor. Psikolojik durumu gittikçe kötüleşiyor.
İncelemeleri okurken çoğu kişinin Levin adlı karakteri pek sevmediğini farkettim. Aksine ben hem sevmiş hem de sevmemiştim. Levin adlı karakterimiz duygusal yapısı ve eşine verdiği önemle sevgimi kazandı fakat kadınların eğitimine karşı çıkması beni bezdirdi.
Son olarak bahsetmek istediğim başka bir karakterse Aleksey Aleksandroviç, yani Anna Karenina'nın eşi. En üzüldüğüm karakterlerden birisi oldu Aleksey. Çünkü Anna'nın ilişkisini sezdiğinde bile onu çok kırmamaya çalıştı. Anna'nın ilişkisini öğreninceyse yıkıldı.
Ancak kitap genel olarak bunlardan ibaret değil. Lev Tolstoy'un 19. Yüzyıl Rusyasını yansıttığını da görüyoruz. Hem
Belki biliyor belki bilmiyorsunuzdur ama Finlandiya kısa sürede eğitim sistemini düzeltip en ileri seviyeye taşıyan ülkelerden biri. Peki bu ilerlemeyi nasıl kaydediyorlar?
Bunun gibi sorulara cevap bulacağınız bu kitap, en dipten en zirveye tırmanan Bataklıklar Ülkesi olarakta bilinen Finlandiya'yı konu ediniyor. Finlandiya'nın halkının, dini değerlerinin, eğitim sisteminin ve birçok şeyin nasıl değişime uğradığını görüyoruz. İnsanı düzeltmek için toplumu, toplumu düzeltmek içinse insanı düzeltmek gerektiğine değiniyor kitap. Bir nevi domino etkisi gibi diyebiliriz. Küçük bir topluluk güzel bir değişim yaratmaya başlıyor ve bu yayılıyor.
Çoğu bölüm çok güzel ve umut verici. Benim en sevdiğim bölüm Karokep oldu.