Emir Ruşen

Emir Ruşen
@EmirRusen
Üsküdar, İstanbul
4 Kasım 1999
73 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Reklam

Emir Ruşen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2024 2. kitabı
Guy Debord
8.2/10 · 1.190 okunma

Emir Ruşen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·243 syf.·
2024 1. kitabı
Frank Furedi
8.4/10 · 126 okunma
Çağrı kültürünü bu denli toksik hale getiren şey onun yaygınlığı değil, doğası ve sergileniş biçimidir. Özellikle Twitter ve Facebook gibi buluşma alanlarında biriyle ilgili bir açıklamada bulunmak, sadece iki kişi arasındaki özel bir paylaşım olarak düşünülemez: İnsanların ne kadar ince bir zekâya sahip olduklarını ya da ne kadar sıkı politika yaptıklarını gösterdikleri bir yerde, böyle bir paylaşım kamusal bir performanstır. Hakikaten de bazen, performansın kendisi, çağrının içeriğinden daha önemli hale gelebilir. Çağrı kültürü nihayetinde, suç ve ceza konusunda özel cezaevi politikasından öğrendiğimiz şeyin bir yansımasıdır: Kişileri çok katmanlı hikâyelere ve tarihlere sahip insanlar olarak görüp onlarla etkileşime geçmek yerine, onları uzaklaştırmak ve gözden çıkarmak. Sadece çağrı kültüründe değil, özgürlükçü topluluklarda da kimin içerde kimin dışarda olacağıyla ilgili sınırları denetleyen ve belirleyen ılık bir totaliter dip akıntının olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Bu sınır sıklıkla, uygun dil ve terminolojinin, sürekli değişen ve yetişmenin olanaksız olduğu bir dil ve terminolojinin kullanımıyla inşa edilir. Böyle bir çerçevede, en azından bazı zamanlarda hata yapmamak imkânsızdır. Çağrı kültürü bu bulaşıcı performansıyla korku, utanç ve kendini üstün görme iklimini harekete geçirir ve yaygınlaştırır.
İletişim Yayınları
İnsan ve Toplum
Liberal ahlak, ardı sıra düzenlemelerle ve mücadeleleri ehlileştirerek toplumsal hareketlere sızar. Haysiyetin dönüştürücũ gücünün yerine ahlâki öfkeyi ve ahlâki öfkenin içerdiği utancı ve kendini üstün görme eğilimini koyar. Öfkeyi, nefreti ve yıkımı, şiddetsizliği bir taktikten ziyade ahlaki bir zorunluluğa dönüştürerek patalojikleştirir. Bu tıpkı, elinde silah varken size sakin olmanızı söyleyen polisin ahlakına; eylemler şiddete dönüştüğü anda verdiği "destek" bir anda buharlaşıveren sempatizanların ahlakına; oy kullanmanızı, kullanmıyorsanız da şikâyet etmeye hakkınız olmadığını söyleyen vatandaşın ahlakına benzer. Bir mücadelede yer alan insanlara sürekli olarak, saygı görmek ve dinlenilmek isteniyorlarsa izlemeleri gereken "doğru" yolun ne olduğu anlatılır durur. Şiddet ve baskı üzerine yapılan sohbetler, sıklıkla, bireysel duygularla ve beyazların hislerinin Siyahların yaşamlarından daha önemli olduğu güç ilişkilerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin anlatılarla gündeminden saptırılır.
İletişim Yayınları
İnsan ve Toplum
Reklam