Frank Furedi

Frank Furedi

Yazar
8.3/10
20 Kişi
·
48
Okunma
·
5
Beğeni
·
155
Gösterim
Adı:
Frank Furedi
Tam adı:
Frank Füredi
Unvan:
Sosyoloji Profesörü
Doğum:
Budapeşte, Macaristan, 3 Mayıs 1947
Eski bir öğrenci radikali, 1970'lerde İngiltere'de sol kanat siyasetine girdi; özellikle de Uluslararası Sosyalistler (İÖ) üyesi olarak, Frank Richards takma adı altında; ve daha sonra, Devrimci Komünist Parti'nin kurucusu ve lideri olarak. 1990'lı yıllarda hümanist odaklı konularda, özellikle de özgürce konuşma kampanyalarında aktif olarak yer aldı. Furedi'nin akademik çalışması başlangıçta emperyalizm ve ırk ilişkileri üzerine bir çalışmaya ayrılmıştı. Konuyla ilgili kitapları The Mau-Mau Savaşı Perspektifinde , Yeni İdeoloji : Emperyalizm ve Sessiz Savaş: Emperyalizm ve Değişen Irk Algısı'dır . Son yıllarda yaptığı çalışma, risk sosyolojisini ve düşük beklentileri araştırmaya yönelik olmuştur. Furedi bu konuyla ilgili çok sayıda kitabın yazarını yayınladı: En Sonunda Harcanan Zaman: Eğitimin Öğretilmediği (Devam 2009) ve Teröre Davet: Bilinmeyen Genişleyen İmparatorluğu (Devam 2007), terörizmin 9 / 11. Ahlaki Bağımsızlığın Bir Savunması (Continuum 2011) ve Kurum: Sosyolojik Bir Giriş (Cambridge University Press) adlı yakın tarihli yayınları, özgürlüğün ve otoritenin birbiriyle ilişkili sorunuyla ilgilenmektedir. Araştırmaya göre, İngiltere basınında en çok belirtilen sosyolog

Faversham'da yaşıyor ve İngiltere'nin en büyük bağımsız kürtaj sağlayıcısı olan British Pregnancy Advisory Service'in Genel Müdürü Ann Furedi'nin kocası. İngiliz Hümanist Derneği'nin destekçisidir.
“Komşusuz mahalleler” yan yana yaşayan ve mekansal olarak birbirine yakın olan, ancak bunun dışında birbirinden yalıtılmış halde bulunan kişileri tarif eder.
Frank Furedi
Sayfa 181 - Ayrıntı Yayınları
Toplumsal roller sürekli değişirken ve neyin doğru neyin yanlış olduğu tamamen belirsizken, insanların geleceklerinden emin olamaması gayet doğaldır. Bütün bu süreçler bireyselleşme sürecini derinleştirir.
Frank Furedi
Sayfa 111 - Ayrıntı Yayınları
El sıkışma davranışı bile hastalık kapma korkusu ile ilişkilendirildiğine göre, insanlar arasındaki temas ve selamlaşma sağlık kaygılarıyla sarmalanmış demektir.
Risk duyarlılığıyla tehlikenin gerçek boyutunu karıştırmak hata olur. Bunları birbirine karıştırırsak, paniğe kapılma ve aşırı tepki gösterme eğilimimizi, öngörü ve duyarlılık olarak kabul edip olumlamış oluruz.
Frank Furedi
Sayfa 93 - Ayrıntı Yayınları
Tehlike bilinci daha çok teknolojiye, yani insan yapımı ya da yapma risklere yoğunlaşmaktadır.
Frank Furedi
Sayfa 60 - Ayrıntı Yayınları
Eylemlerimizin sonuçlarını bilmediğimiz için, belirsizlik ve olaylarla ilgili olumsuz beklentilerimiz güçlenir. Bilmemek ve bilmenin mümkün olmadığı duygusu, insanın fırsatları değerlendirme isteğini köreltir.
Frank Furedi
Sayfa 104 - Ayrıntı Yayınları
Son yollarda insanın aktif değil pasif yönünün öne çıkarılmasıyla birlikte, insanın yıkıcı be zarar verici potansiyeline dair kaygılar artmıştır. Risk yaratan bireyin kendisi de risk altındadır.
Frank Furedi
Sayfa 106 - Ayrıntı Yayınları
243 syf.
·3 günde·6/10
Korku Kültürü; toplumun risk alma korkusuna, yaşam içinde karşılaştığımız her türden uyarana karşı (yiyecek, ilaç, teknoloji, stres, cinsel suçlar başta olmak üzere tüm diğer suç unsurları) paranoya geliştirmeye, yoğun bir güvenlik kaygısı içinde olmanın sebeplerini araştırmaya yönelik bir kitaptır.

Öyleyse öncelikle “Korku nedir?” sorusuna cevap vermek gerekir. Korku, beklenmedik ve öngörülemeyen bir durumla karşılaşan insanın, zihnini yoğunlaştırmasını sağlayan bir mekanizmadır. Korkmakta haklı olduğumuz birçok olay vardır ve günümüzde sürekli sevdiklerimizden duyduğumuz ve onlara söylediğimiz ‘Dikkatli ol!” sözü korkularımızın somut bir göstergesi. Yazar önsözünde bu kitabın risk almanın çoğu zaman olumlu ve yaratıcı bir girişim olduğu düşüncesiyle yazıldığını ve maalesef günümüzde, riskleri yasaklama çabası yüzünden araştırma ve deney yapma ruhunun da öldüğünü belirtiyor.

Toparlamak gerekirse; toplumda gün geçtikçe artan “risk” kavramını ele alan bir inceleme olarak yazılmış. İnsanı histerik bir hale getiren korkuları ve bu korkuları yaratmada payı olan kurum ve kişileri belirtmiş. Bir çözüm sunmaktan ziyade sorunu tanımlayan bir kitap. İnceleme okumaktan hoşlananlar için güzel bir seçenek olabilir.
243 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanoğlunun geçmişteki yıkımı onaramayacak kadar çaresiz ve geleceği çizemeyecek kadar zayıf olarak resmedilmesi son derece yaygındır. Bir özne olarak insana ayrılan rolün ne kadar sınırlı olduğunu en iyi yansıtan şey risk bilincidir. Bizler ne ölçüde risk alıyoruz yahut aldığımız risklere karşı tutumumuz nedir? İşte size Korku Kültürü. Topluma, bireye ve çevreye güvenimiz nedir? Her gün dışarı çıkıyoruz, markete,mağazaya, okula, komşuya... Bu yerlerin biz insanoğluna etkisi korkusu nedir? Çocuğumuzu okula götürürüz fakat çocuk sınıfa girene dek bekleriz. Nasıl bir duygu bu? Acaba başına bir şey gelir mi acaba biri taciz eder mi? Hep bir korku hep bir şüphe içinde geçer hayatımız. Peki bu korkularımızla nasıl başa çıkabiliyoruz? Yoksa ona bana bir şey olmasın korkumla başbaşa kalabilirim mi diyoruz?

İnsanoğlu öyle bir duruma gelmiş ki diyor Furedi. Artık her şeye karşı kuşku duyar olduk. Aşık olmaktan, el sıkışmaktan, duygusal/toplumsal yaşamın ve teknolojinin en sıradan unsurları önemli bir risk faktörü olarak görülmeye başlandı. Bunu takip eden elbette danışmanlık eden alanlarda gelişip kök salmaya başladı. Alkol, din, gençlik, fobiler, kısırlık tedavisi... Korku Kültünün temelini oluşturan sadece birkaç unsur. Furedi, bu korkularla başa çıkabilecek öneriler sunuyor sizlere. Aslında risk almanın son derece yapıcı ve üretken bir süreç olduğunu hatırlatıyor.

Furedi, korkunun korkuyu doğurduğu çözülen toplulukların yerine, risk alarak özne olma cesaretini gösteren insanların oluşturduğu yeni yapılar ve farklı bir dünya öneriyor. Çok bekletmeyin ve şuan ki toplum yapısına bir cevap olarak okunması gereken kitaplar arasında. Buyrun o zaman
296 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Şimdiye kadar okuduğunuz bütün ebeveynlik kitaplarını unutunnn...
 Çünkü bu kitapta öğrendiğiniz bütün metotlarla uzmanların sizi aslında kendine güvenmeyen, yani onların dediğini yaptıran, proje anne-baba-çocuk haline getirmek için çabaladığını, dediklerini yaparsanız iyi ebeveyn, yapmazsanız sonuçlarına katlanacak kötü ebeveyn diye şartladıklarını ve uzmanların eliyle yönetildiğinizi söyleyen bir kitap...

Çocuk eğitimi ile ilgili kitaplar yada eğitimleri abartıp,
çocuklarımızı aşırı koruyarak; özgüveni düşük ve insanlara güvenmeyen,
 aşırı sevgimizle şımartarak; bencil,
hatta ve hatta onları putlaştırarak; ne istiyorsam olmalı, benim dediğim hemen  yapılmalı diyen bireyler haline getirebiliriyoruz yada kendimizi haşa tanrı konumuna getirip; herşeye hakim olmaya çalışıp en ufak hatada tükenen ebeveynler haline gelindiğinden bahsediyor...


Ben kitabı kütüphaneden alıp okudum ama ebeveynlik hakkında bütün söylenenleri hayata geçirmek gibi bir çaba içerisindeyseniz ve uzmanların dediklerini gereğinden fazla önemsiyorsanız mutlaka alın ve okuyun.
Zamanla uzmanların birbirleriyle ve hatta hatta aynı uzmanın kendisi ile çeliştiği yerlere de okuyacaksınız.
Ve yavrularımıza onları fazla koruyup, fazla sakınarak iyilik değil, birer kötülük yaptığımızı da anlıyorsunuz...

Sonuç olarak içinde İslam'la bağdaştırmayacağım birkaç şey olmasına rağmen genel itibarıyla sevdiğim bir kitap oldu ve ben kitabı okurken nedense hep yazarın söylemleri ile zihnimde Sıtkı Aslanhan seminerleri,söyleşileri ve kitapları canlandı...

Kendini ebeveynlik için fazla yoranlara iyi gelecek bir kitap..

Tek cümle ile kitap özetlenecek olursa; cibril hadisi olarak bildiğimiz ; cariyenin efendisini doğuracağı kıyamet alameti bizim üzerimizde gerçekleşmesin diye evlat yetiştirme konusunda iddialı kitaplar okuyup, mükemmel ebeveynlik peşinde koşmak yerine; tedbirleri alıp, teslimiyet sahibi olmalıyız...
Bazen sadece
Tevekkeltüalallah demek gerekir...
243 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap, "Korku Kültürü" adlı taşıdığı başlık altında, halk ve bireyler arasındaki korkunun, abartılmış olup aslında insanlık tarihi boyunca süregelen sorunların yanlış ve pohpohlanarak aktarılması üzerine oluştuğunu konu ediniyor. Sorunların yanlış aktarımının medya tarafından reyting veya kar amaçlı kötüye kanalize edili bir şekilde-ve daha başka sebeplerle- kullanılmasının, halk açısından bir panik & korku yaratmasını ve bu paniğin sonucunda akıldan uzaklaşan insanların güvensizleştirilmesi, dayanıksızlaştırılması ve yanlızlaştırılmasını açıklıyor. Bu gibi gelişmelerin sonucunda da, günümüzün bilindik toplumlarının temel özellikleri olan pasifize edilmişlik, durağanlık veya toplumdaki güvensizlik gibi dönütlerin de aslında buralardan kaynaklandığını, ve bunun direkt bir sebebi olarak da risk almanın yanlış kullanılan ihtiyat ile haksız ve yanlış bir şekilde engellendiğini iddia ediyor. Korku Kültürü, aslında korkmamız gereken tek şeyin korkunun kendisi olduğu üzerine özetleyebileceğimiz anafikre sahip bir kitap. Farkındalık için mutlaka okunmalı.
215 syf.
·Puan vermedi
"Entelektüel kimdir, bugün ne durumdadır?" sorularına yanıt arayanların kitabı. İçinde kitabı zenginleştiren çok sayıda alıntı var. Yazar, eğitimin nasıl tüketim malzemesi haline geldiğini gözler önüne seriyor.
243 syf.
·9/10
Kendinizi korkunun düşünce yapımızla oynadığı algı yönetimi sayesinde yargısız infazlara yol açtığı bir garip olaylar zincirinin içerisinde bulacaksınız.Biraz "idrak!" lütfen!!!
243 syf.
·Puan vermedi
İnsan her şeyden korku duyar. ister sevsin, ister sevmesin... Korku insanı var eden temel duygu. Ve bu duyguyla kurulan onca hayat, olasılık ve dünya düzeni.
243 syf.
·19 günde·6/10
Korku kültürü kitabında anlatılanlar ne kadar batı toplumlarında yaşanan gerçekler olsada bizim ülkemizde de aynı korkular ve hatta daha kötüleri de var, özellikle medyanın bu konuda ustalıkla insanları yönetmeleri yadsınamaz bir gerçek...

Ne kadar hak versem ve versek bile bu korku kültüründe anlatılan ve anlatılmayan şeyleri normal hayatımızda bizde yapıyoruz bunun bir parçasıyız temkinli olmak iyidir ama bize aşılanan korkular insanı paranoid şizofreni yapacak düzeyde.
296 syf.
·30 günde·8/10
Günümüzde bebeğin risk altında olduğu algısı ile paranoid ebeveynliğin temelleri gebelik öncesinde atılmaya başlıyor. Gebelik öncesi anne-baba adaylarına, daha zeki daha sağlıklı bebek için bir dizi tavsiyeler sunuluyor. Gebelik ve doğum süreci, muhtemel risklere karşı anne-baba adayları için uzman tavsiyeleri önem kazanıyor. Doğum sonrası, bebeklik, ilk çocukluk, çocukluk, ergenlik derken neredeyse yetişkinliği de kapsayan bir dizi sistematik tavsiye süreci devam ediyor. Üstelik çocuk yetiştirme konusunda konsensüs sağlanamamış. Araştırmalar bir grup uzman için yeterli kanıt niteliği taşırken, diğer bir grup uzman için kanıt sayılmıyor. Bu gün çocuk gelişimi için gerekli görülen bir tavsiyenin yerini yarın farklı bir tavsiye alabiliyor.

Kitabın kapağında da belirtildiği gibi, ''Uzmanları dikkate almamak çocuğunuz için en iyisi olabilir!'' diyor Frank Furedi. paranoid ebeveynlik konusunda kapsamlı ve faydalı bir çalışma.

Yazarın biyografisi

Adı:
Frank Furedi
Tam adı:
Frank Füredi
Unvan:
Sosyoloji Profesörü
Doğum:
Budapeşte, Macaristan, 3 Mayıs 1947
Eski bir öğrenci radikali, 1970'lerde İngiltere'de sol kanat siyasetine girdi; özellikle de Uluslararası Sosyalistler (İÖ) üyesi olarak, Frank Richards takma adı altında; ve daha sonra, Devrimci Komünist Parti'nin kurucusu ve lideri olarak. 1990'lı yıllarda hümanist odaklı konularda, özellikle de özgürce konuşma kampanyalarında aktif olarak yer aldı. Furedi'nin akademik çalışması başlangıçta emperyalizm ve ırk ilişkileri üzerine bir çalışmaya ayrılmıştı. Konuyla ilgili kitapları The Mau-Mau Savaşı Perspektifinde , Yeni İdeoloji : Emperyalizm ve Sessiz Savaş: Emperyalizm ve Değişen Irk Algısı'dır . Son yıllarda yaptığı çalışma, risk sosyolojisini ve düşük beklentileri araştırmaya yönelik olmuştur. Furedi bu konuyla ilgili çok sayıda kitabın yazarını yayınladı: En Sonunda Harcanan Zaman: Eğitimin Öğretilmediği (Devam 2009) ve Teröre Davet: Bilinmeyen Genişleyen İmparatorluğu (Devam 2007), terörizmin 9 / 11. Ahlaki Bağımsızlığın Bir Savunması (Continuum 2011) ve Kurum: Sosyolojik Bir Giriş (Cambridge University Press) adlı yakın tarihli yayınları, özgürlüğün ve otoritenin birbiriyle ilişkili sorunuyla ilgilenmektedir. Araştırmaya göre, İngiltere basınında en çok belirtilen sosyolog

Faversham'da yaşıyor ve İngiltere'nin en büyük bağımsız kürtaj sağlayıcısı olan British Pregnancy Advisory Service'in Genel Müdürü Ann Furedi'nin kocası. İngiliz Hümanist Derneği'nin destekçisidir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 82 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.